Ezber oynatıcısı
Ayet ayet dinleyin, tekrar sayısını seçin ve belirli bir aralığı döngüye alın.
Klavye: Boşluk oynat/duraklat · ← → önceki/sonraki ayet
✓ Arapça metin: Osmanlı hattı (Tanzil onaylı), Al Quran Cloud aracılığıyla.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- Juz 30 · sayfa 582
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ﴿١﴾
'Amma Yatasaa-aloon
Neyi soruşturuyorlar?
- Juz 30 · sayfa 582
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ ﴿٢﴾
'Anin-nabaa-il 'azeem
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
- Juz 30 · sayfa 582
ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ ﴿٣﴾
Allazi hum feehi mukh talifoon
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
- Juz 30 · sayfa 582
كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ﴿٤﴾
Kallaa sa y'alamoon
Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.
- Juz 30 · sayfa 582
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ﴿٥﴾
Thumma kallaa sa y'alamoon
Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.
- Juz 30 · sayfa 582
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَٰدًۭا ﴿٦﴾
Alam naj'alil arda mihaa da
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
- Juz 30 · sayfa 582
وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًۭا ﴿٧﴾
Wal jibaala au taada
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
- Juz 30 · sayfa 582
وَخَلَقْنَٰكُمْ أَزْوَٰجًۭا ﴿٨﴾
Wa khalaq naakum azwaaja
Sizi çift çift yarattık;
- Juz 30 · sayfa 582
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًۭا ﴿٩﴾
Waja'alnan naumakum subata
Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;
- Juz 30 · sayfa 582
وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًۭا ﴿١٠﴾
Waja'alnal laila libasa
Geceyi bir örtü yaptık;
- Juz 30 · sayfa 582
وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًۭا ﴿١١﴾
Waja'alnan nahara ma 'aasha
Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;
- Juz 30 · sayfa 582
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًۭا شِدَادًۭا ﴿١٢﴾
Wa banaina fauqakum sab 'an shi daada
Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;
- Juz 30 · sayfa 582
وَجَعَلْنَا سِرَاجًۭا وَهَّاجًۭا ﴿١٣﴾
Waja'alna siraajaw wah haaja
Parlak ışık veren güneşi varettik;
- Juz 30 · sayfa 582
وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءًۭ ثَجَّاجًۭا ﴿١٤﴾
Wa anzalna minal m'usiraati maa-an saj-jaaja
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
- Juz 30 · sayfa 582
لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّۭا وَنَبَاتًۭا ﴿١٥﴾
Linukh rija bihee habbaw wana baata
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
- Juz 30 · sayfa 582
وَجَنَّٰتٍ أَلْفَافًا ﴿١٦﴾
Wa jan naatin alfafa
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
- Juz 30 · sayfa 582
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَٰتًۭا ﴿١٧﴾
Inna yaumal-fasli kana miqaata
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.
- Juz 30 · sayfa 582
يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًۭا ﴿١٨﴾
Yauma yun fakhu fis-soori fataa toona afwaaja
Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.
- Juz 30 · sayfa 582
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًۭا ﴿١٩﴾
Wa futiha tis samaa-u fakaanat abwaaba
Gökler kapı kapı açılacaktır.
- Juz 30 · sayfa 582
وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا ﴿٢٠﴾
Wa suyyi raatil jibaalu fa kaanat saraaba
Dağlar yürütülüp serap olacaktır.
- Juz 30 · sayfa 582
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًۭا ﴿٢١﴾
Inna jahan nama kaanat mirsaada
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
- Juz 30 · sayfa 582
لِّلطَّٰغِينَ مَـَٔابًۭا ﴿٢٢﴾
Lit taa gheena ma aaba
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
- Juz 30 · sayfa 582
لَّٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًۭا ﴿٢٣﴾
Laa bitheena feehaa ahqaaba
Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.
- Juz 30 · sayfa 582
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًۭا وَلَا شَرَابًا ﴿٢٤﴾
Laa ya zooqoona feeha bar daw walaa sharaaba
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
- Juz 30 · sayfa 582
إِلَّا حَمِيمًۭا وَغَسَّاقًۭا ﴿٢٥﴾
Illa hamee maw-wa ghas saaqa
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
- Juz 30 · sayfa 582
جَزَآءًۭ وِفَاقًا ﴿٢٦﴾
Jazaa-aw wi faaqa
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
- Juz 30 · sayfa 582
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًۭا ﴿٢٧﴾
Innahum kaanu laa yarjoona hisaaba
Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.
- Juz 30 · sayfa 582
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًۭا ﴿٢٨﴾
Wa kazzabu bi aayaa tina kizzaba
Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.
- Juz 30 · sayfa 582
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَٰهُ كِتَٰبًۭا ﴿٢٩﴾
Wa kulla shai-in ahsai naahu kitaa ba
Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.
- Juz 30 · sayfa 582
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا ﴿٣٠﴾
Fa zooqoo falan-nazee dakum ill-laa azaaba
Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."
- Juz 30 · sayfa 583
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا ﴿٣١﴾
Inna lil mutta qeena mafaaza
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
- Juz 30 · sayfa 583
حَدَآئِقَ وَأَعْنَٰبًۭا ﴿٣٢﴾
Hadaa-iqa wa a'anaa ba
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
- Juz 30 · sayfa 583
وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًۭا ﴿٣٣﴾
Wa kaawa 'iba at raaba
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
- Juz 30 · sayfa 583
وَكَأْسًۭا دِهَاقًۭا ﴿٣٤﴾
Wa ka'san di haaqa
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
- Juz 30 · sayfa 583
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا كِذَّٰبًۭا ﴿٣٥﴾
Laa yasma'oona fiha lagh waw walaa kizzaba
Orada boş ve yalan söz işitmezler.
- Juz 30 · sayfa 583
جَزَآءًۭ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًۭا ﴿٣٦﴾
Jazaa-am mir-rabbika ataa-an hisaaba
Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.
- Juz 30 · sayfa 583
رَّبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًۭا ﴿٣٧﴾
Rabbis samaa waati wal ardi wa maa baina humar rahmaani laa yam likoona minhu khi taaba
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.
- Juz 30 · sayfa 583
يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ صَفًّۭا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًۭا ﴿٣٨﴾
Yauma yaqoo mur roohu wal malaa-ikatu saf-fal laa yata kalla moona illa man azina lahur rahmaanu wa qaala sawaaba
Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.
- Juz 30 · sayfa 583
ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا ﴿٣٩﴾
Zaalikal yaumul haqqu faman shaa-at ta khaaza ill-laa rabbihi ma-aaba
İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.
- Juz 30 · sayfa 583
إِنَّآ أَنذَرْنَٰكُمْ عَذَابًۭا قَرِيبًۭا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا ﴿٤٠﴾
In naa anzar naakum azaaban qareebaiy-yauma yan zurul marr-u maa qaddamat yadaahu wa ya qoolul-kaafiru yaa lai tanee kuntu turaaba
Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.