Ezber oynatıcısı
Ayet ayet dinleyin, tekrar sayısını seçin ve belirli bir aralığı döngüye alın.
Klavye: Boşluk oynat/duraklat · ← → önceki/sonraki ayet
✓ Arapça metin: Osmanlı hattı (Tanzil onaylı), Al Quran Cloud aracılığıyla.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- Juz 27 · sayfa 526
وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ ﴿١﴾
Wannajmi izaa hawaa
Batmakta olan yıldıza and olsun ki,
- Juz 27 · sayfa 526
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ ﴿٢﴾
Maa dalla saahibukum wa maa ghawaa
Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.
- Juz 27 · sayfa 526
وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ ﴿٣﴾
Wa maa yyantiqu 'anilhawaaa
O, kendiliğinden konuşmamaktadır.
- Juz 27 · sayfa 526
إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌۭ يُوحَىٰ ﴿٤﴾
In huwa illaa Wahyuny yoohaa
Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir.
- Juz 27 · sayfa 526
عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ ﴿٥﴾
'Allamahoo shadeedul quwaa
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
- Juz 27 · sayfa 526
ذُو مِرَّةٍۢ فَٱسْتَوَىٰ ﴿٦﴾
Zoo mirratin fastawaa
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
- Juz 27 · sayfa 526
وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ ﴿٧﴾
Wa huwa bil ufuqil a'laa
Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.
- Juz 27 · sayfa 526
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ ﴿٨﴾
Summa danaa fatadalla
Sonra yaklaşmış ve inmiştir.
- Juz 27 · sayfa 526
فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ ﴿٩﴾
Fakaana qaaba qawsaini aw adnaa
Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu.
- Juz 27 · sayfa 526
فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ ﴿١٠﴾
Fa awhaaa ilaa 'abdihee maaa awhaa
Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti.
- Juz 27 · sayfa 526
مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ ﴿١١﴾
Maa kazabal fu'aadu maa ra aa
Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.
- Juz 27 · sayfa 526
أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ ﴿١٢﴾
Afatumaaroonahoo 'alaa maayaraa
Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız?
- Juz 27 · sayfa 526
وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ ﴿١٣﴾
Wa laqad ra aahu nazlatan ukhraa
And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.
- Juz 27 · sayfa 526
عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ ﴿١٤﴾
'Inda sidratil muntaha
And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.
- Juz 27 · sayfa 526
عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ ﴿١٥﴾
'Indahaa jannatul maawaa
Orada Me'va cenneti vardır.
- Juz 27 · sayfa 526
إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ ﴿١٦﴾
Iz yaghshas sidrata maa yaghshaa
Sidre'yi bürüyen bürüyordu.
- Juz 27 · sayfa 526
مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ ﴿١٧﴾
Maa zaaghal basaru wa maa taghaa
Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı.
- Juz 27 · sayfa 526
لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ ﴿١٨﴾
Laqad ra aa min aayaati Rabbihil kubraaa
And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü.
- Juz 27 · sayfa 526
أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ ﴿١٩﴾
Afara'aytumul laata wal 'uzzaa
Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?
- Juz 27 · sayfa 526
وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ ﴿٢٠﴾
Wa manaatas saalisatal ukhraa
Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?
- Juz 27 · sayfa 526
أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ ﴿٢١﴾
A-lakumuz zakaru wa lahul unsaa
Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı?
- Juz 27 · sayfa 526
تِلْكَ إِذًۭا قِسْمَةٌۭ ضِيزَىٰٓ ﴿٢٢﴾
Tilka izan qismatun deezaa
Öyleyse bu haksız bir paylaşma;
- Juz 27 · sayfa 526
إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌۭ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ ﴿٢٣﴾
In hiya illaaa asmaaa'un sammaitumoohaaa antum wa aabaaa'ukum maaa anzalal laahu bihaa min sultaan; inyyattabi'oona illaz zanna wa maa tahwal anfusu wa laqad jaaa'ahum mir Rabbihimul hudaa
Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir.
- Juz 27 · sayfa 526
أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ ﴿٢٤﴾
Am lil insaani maa taman naa
Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır?
- Juz 27 · sayfa 526
فَلِلَّهِ ٱلْءَاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ ﴿٢٥﴾
Falillaahil aakhiratu wal oolaa
Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır.
- Juz 27 · sayfa 526
۞ وَكَم مِّن مَّلَكٍۢ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ ﴿٢٦﴾
Wa kam mim malakin fissamaawaati laa tughnee shafaa'atuhum shai'an illaa mim ba'di anyyaazanal laahu limany yashaaa'u wa yardaa
Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.
- Juz 27 · sayfa 527
إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ ﴿٢٧﴾
innal lazeena laa yu'minoona bil aakhirati la yusammoonal malaaa'ikata tasmiyatal unsaa
Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar.
- Juz 27 · sayfa 527
وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًۭٔا ﴿٢٨﴾
Wa maa lahum bihee min 'ilmin iny yattabi'oona illaz zanna wa innaz zanna laa yughnee minal haqqi shai'aa
Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.
- Juz 27 · sayfa 527
فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا ﴿٢٩﴾
Fa a'rid 'am man tawallaa 'an zikrinaa wa lam yurid illal hayaatad dunyaa
Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma.
- Juz 27 · sayfa 527
ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ ﴿٣٠﴾
Zalika mablaghuhum minal 'ilm; inna rabbaka huwa a'lamu biman dalla 'an sabee lihee wa huwa a'lamu bimanih tadaa
Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir.
- Juz 27 · sayfa 527
وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى ﴿٣١﴾
Wa lillaahi maa fis samaawaati wa maa fil ardi liyajziyal lazeena asaaa'oo bimaa 'amiloo wa yajziyal lazeena ahsanoo bilhusnaa
Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.
- Juz 27 · sayfa 527
ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌۭ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ ﴿٣٢﴾
Allazeena yajtaniboona kabaaa'iral ismi walfawaa hisha illal lamam; inna rabbaka waasi'ul maghfirah; huwa a'lamu bikum iz ansha akum minal ardi wa iz antum ajinnatun fee butooni umma haatikum falaa tuzakkooo anfusakum huwa a'lamu bimanit taqaa
Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.
- Juz 27 · sayfa 527
أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ ﴿٣٣﴾
Afara'ayatal lazee tawallaa
Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"
- Juz 27 · sayfa 527
وَأَعْطَىٰ قَلِيلًۭا وَأَكْدَىٰٓ ﴿٣٤﴾
Wa a'taa qaleelanw wa akdaa
Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"
- Juz 27 · sayfa 527
أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ ﴿٣٥﴾
A'indahoo 'ilmul ghaibi fahuwa yaraa
Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor?
- Juz 27 · sayfa 527
أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ ﴿٣٦﴾
Am lam yunabbaa bimaa fee suhuhfi Moosa
Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?
- Juz 27 · sayfa 527
وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ ﴿٣٧﴾
Wa Ibraaheemal lazee waffaaa
Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?
- Juz 27 · sayfa 527
أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌۭ وِزْرَ أُخْرَىٰ ﴿٣٨﴾
Allaa taziru waaziratunw wizra ukhraa
Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;
- Juz 27 · sayfa 527
وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ ﴿٣٩﴾
Wa al laisa lil insaani illaa maa sa'aa
İnsan ancak çalıştığına erişir.
- Juz 27 · sayfa 527
وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ ﴿٤٠﴾
Wa anna sa'yahoo sawfa yuraa
Onun çalışması şüphesiz görülecektir.
- Juz 27 · sayfa 527
ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ ﴿٤١﴾
Summa yujzaahul jazaaa 'al awfaa
Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir.
- Juz 27 · sayfa 527
وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ ﴿٤٢﴾
Wa anna ilaa rabbikal muntahaa
Doğrusu son varış Rabbinedir.
- Juz 27 · sayfa 527
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ ﴿٤٣﴾
Wa annahoo huwa adhaka wa abkaa
Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur.
- Juz 27 · sayfa 527
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا ﴿٤٤﴾
Wa annahoo huwa amaata wa ahyaa
Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur.
- Juz 27 · sayfa 528
وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ ﴿٤٥﴾
Wa annahoo khalaqaz zawjainiz zakara wal unsaa
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.
- Juz 27 · sayfa 528
مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ ﴿٤٦﴾
Min nutfatin izaa tumnaa
Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.
- Juz 27 · sayfa 528
وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ ﴿٤٧﴾
Wa anna 'alaihin nash atal ukhraa
Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur.
- Juz 27 · sayfa 528
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ ﴿٤٨﴾
Wa annahoo huwa aghnaa wa aqnaa
Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur.
- Juz 27 · sayfa 528
وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ ﴿٤٩﴾
Wa annahoo huwa rabbush shi'raa
Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur.
- Juz 27 · sayfa 528
وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ ﴿٥٠﴾
Wa annahooo ahlak a 'Aadanil oolaa
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.
- Juz 27 · sayfa 528
وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ ﴿٥١﴾
Wa samooda famaaa abqaa
İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.
- Juz 27 · sayfa 528
وَقَوْمَ نُوحٍۢ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ ﴿٥٢﴾
Wa qawma Noohim min qablu innahum kaanoo hum azlama wa atghaa
Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi.
- Juz 27 · sayfa 528
وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ ﴿٥٣﴾
Wal mu'tafikata ahwaa
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.
- Juz 27 · sayfa 528
فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ ﴿٥٤﴾
Faghashshaahaa maa ghashshaa
Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.
- Juz 27 · sayfa 528
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ ﴿٥٥﴾
Fabi ayyi aalaaa'i Rabbika tatamaaraa
Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin?
- Juz 27 · sayfa 528
هَٰذَا نَذِيرٌۭ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ ﴿٥٦﴾
Haazaa nazeerum minan nuzuril oolaa
İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır.
- Juz 27 · sayfa 528
أَزِفَتِ ٱلْءَازِفَةُ ﴿٥٧﴾
Azifatil laazifah
Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır.
- Juz 27 · sayfa 528
لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ ﴿٥٨﴾
Laisa lahaa min doonil laahi kaashifah
Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur.
- Juz 27 · sayfa 528
أَفَمِنْ هَٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ ﴿٥٩﴾
Afamin hazal hadeesi ta'jaboon
Bu söze mi şaşıyorsunuz?
- Juz 27 · sayfa 528
وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ ﴿٦٠﴾
Wa tadhakoona wa laa tabkoon
Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz.
- Juz 27 · sayfa 528
وَأَنتُمْ سَٰمِدُونَ ﴿٦١﴾
Wa antum saamidoon
Habersiz oyalanmaktasınız.
- Juz 27 · sayfa 528
فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟ ۩ ﴿٦٢﴾
Fasjudoo lillaahi wa'budoo
Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin.