Ezber oynatıcısı
Ayet ayet dinleyin, tekrar sayısını seçin ve belirli bir aralığı döngüye alın.
Klavye: Boşluk oynat/duraklat · ← → önceki/sonraki ayet
✓ Arapça metin: Osmanlı hattı (Tanzil onaylı), Al Quran Cloud aracılığıyla.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- Juz 23 · sayfa 446
وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّۭا ﴿١﴾
Wassaaaffaati saffaa
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
- Juz 23 · sayfa 446
فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًۭا ﴿٢﴾
Fazzaajiraati zajraa
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
- Juz 23 · sayfa 446
فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكْرًا ﴿٣﴾
Fattaaliyaati Zikra
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
- Juz 23 · sayfa 446
إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌۭ ﴿٤﴾
Inna Illaahakum la Waahid
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
- Juz 23 · sayfa 446
رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ ﴿٥﴾
Rabbus samaawaati wal ardi wa maa bainahumaa wa Rabbul mashaariq
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
- Juz 23 · sayfa 446
إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ ﴿٦﴾
Innaa zaiyannas samaaa 'ad dunyaa bizeenatinil kawaakib
Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.
- Juz 23 · sayfa 446
وَحِفْظًۭا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍۢ مَّارِدٍۢ ﴿٧﴾
Wa hifzam min kulli Shaitaanim maarid
Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk.
- Juz 23 · sayfa 446
لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍۢ ﴿٨﴾
Laa yassamma 'oona ilal mala il a'alaa wa yuqzafoona min kulli jaanib
Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.
- Juz 23 · sayfa 446
دُحُورًۭا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌۭ وَاصِبٌ ﴿٩﴾
Duhooranw wa lahum 'azaabunw waasib
Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.
- Juz 23 · sayfa 446
إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ ثَاقِبٌۭ ﴿١٠﴾
Illaa man khatifal khatfata fa atba'ahoo shihaabun saaqib
Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir.
- Juz 23 · sayfa 446
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّن طِينٍۢ لَّازِبٍۭ ﴿١١﴾
Fastaftihim ahum ashaddu khalqan am man khalaqnaa; innaa khalaqnaahum min teenil laazib
Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır.
- Juz 23 · sayfa 446
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ ﴿١٢﴾
Bal'ajibta wa yaskharoon
Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar.
- Juz 23 · sayfa 446
وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا يَذْكُرُونَ ﴿١٣﴾
Wa izaa zukkiroo laa yazkuroon
Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler.
- Juz 23 · sayfa 446
وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةًۭ يَسْتَسْخِرُونَ ﴿١٤﴾
Wa izaa ra aw Aayatinw yastaskhiroon
Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar.
- Juz 23 · sayfa 446
وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ ﴿١٥﴾
Wa qaalooo in haazaa illaa sihrum mubeen
"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
- Juz 23 · sayfa 446
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ﴿١٦﴾
'A-izaa mitnaa wa kunnaa turaabanw wa 'izaaman 'ainnaa lamab'oosoon
"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
- Juz 23 · sayfa 446
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ ﴿١٧﴾
Awa aabaa'unal awwaloon
"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
- Juz 23 · sayfa 446
قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ ﴿١٨﴾
Qul na'am wa antum daakhiroon
De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak."
- Juz 23 · sayfa 446
فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ ﴿١٩﴾
Fa innamaa hiya zajra tunw waahidatun fa izaa hum yanzuroon
Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar.
- Juz 23 · sayfa 446
وَقَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا هَٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ ﴿٢٠﴾
Qa qaaloo yaa wailanaa haazaa Yawmud-Deen
Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür."
- Juz 23 · sayfa 446
هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ﴿٢١﴾
Haazaa Yawmul Faslil lazee kuntum bihee tukaziboon
Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir.
- Juz 23 · sayfa 446
۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ ﴿٢٢﴾
Uhshurul lazeena zalamoo wa azwaajahum wa maa kaanoo ya'budoon
İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."
- Juz 23 · sayfa 446
مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ ﴿٢٣﴾
Min doonil laahi fahdoohum ilaa siraatil Jaheem
İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."
- Juz 23 · sayfa 446
وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ ﴿٢٤﴾
Wa qifoohum innahum mas'ooloon
"Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır."
- Juz 23 · sayfa 447
مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ ﴿٢٥﴾
Maa lakum laa tanaasaroon
Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?"
- Juz 23 · sayfa 447
بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ ﴿٢٦﴾
Bal humul Yawma mustaslimoon
Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır.
- Juz 23 · sayfa 447
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ ﴿٢٧﴾
Wa aqbala ba'duhum 'alaa ba'diny yatasaaa'aloon
Birbirlerine dönüp soruşurlar.
- Juz 23 · sayfa 447
قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ ﴿٢٨﴾
Qaalooo innakum kuntum taatoonanaa 'anil yameen
İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler.
- Juz 23 · sayfa 447
قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ ﴿٢٩﴾
Qaaloo bal lam takoonoo mu'mineen
Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz."
- Juz 23 · sayfa 447
وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًۭا طَٰغِينَ ﴿٣٠﴾
Wa maa kaana lanaa 'alaikum min sultaanim bal kuntum qawman taagheen
"Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz."
- Juz 23 · sayfa 447
فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ ﴿٣١﴾
Fahaqqa 'alainaa qawlu Rabbinaaa innaa lazaaa'iqoon
"Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız."
- Juz 23 · sayfa 447
فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ ﴿٣٢﴾
Fa aghwainaakum innaa kunnaa ghaaween
"Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık".
- Juz 23 · sayfa 447
فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍۢ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ ﴿٣٣﴾
Fa innahum Yawma'izin fil'azaabi mushtarikoon
O gün hepsi azabda birleşirler.
- Juz 23 · sayfa 447
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ ﴿٣٤﴾
Innaa kazaalika naf'alu bil mujrimeen
Doğrusu suçlulara böyle yaparız.
- Juz 23 · sayfa 447
إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ ﴿٣٥﴾
Innahum kaanooo izaa qeela lahum laaa ilaaha illal laahu yastakbiroon
Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler.
- Juz 23 · sayfa 447
وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍۢ مَّجْنُونٍۭ ﴿٣٦﴾
Wa yaqooloona a'innaa lataarikooo aalihatinaa lishaa'irim majnoon
"Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi.
- Juz 23 · sayfa 447
بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿٣٧﴾
bal jaaa'a bilhaqqi wa saddaqal mursaleen
Hayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı.
- Juz 23 · sayfa 447
إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ ﴿٣٨﴾
Innakum lazaaa'iqul 'azaabil aleem
Şüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız.
- Juz 23 · sayfa 447
وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿٣٩﴾
Wa maa tujzawna illaa maa kuntum ta'maloon
Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız.
- Juz 23 · sayfa 447
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ﴿٤٠﴾
Illaa 'ibaadal laahil mukhlaseen
Ancak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır.
- Juz 23 · sayfa 447
أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌۭ مَّعْلُومٌۭ ﴿٤١﴾
Ulaaa'ika lahum rizqum ma'loom
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
- Juz 23 · sayfa 447
فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ ﴿٤٢﴾
Fa waakihu wa hum mukramoon
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
- Juz 23 · sayfa 447
فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ﴿٤٣﴾
Fee jannaatin Na'eem
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
- Juz 23 · sayfa 447
عَلَىٰ سُرُرٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ ﴿٤٤﴾
'Alaa sururim mutaqaa bileen
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
- Juz 23 · sayfa 447
يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۭ ﴿٤٥﴾
Yutaafu 'alaihim bikaasim mim ma'een
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
- Juz 23 · sayfa 447
بَيْضَآءَ لَذَّةٍۢ لِّلشَّٰرِبِينَ ﴿٤٦﴾
Baidaaa'a laz zatil lish shaaribeen
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
- Juz 23 · sayfa 447
لَا فِيهَا غَوْلٌۭ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ ﴿٤٧﴾
Laa feehaa ghawlunw wa laa hum 'anhaa yunzafoon
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
- Juz 23 · sayfa 447
وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌۭ ﴿٤٨﴾
Wa 'indahum qaasiraatut tarfi 'een
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.
- Juz 23 · sayfa 447
كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌۭ مَّكْنُونٌۭ ﴿٤٩﴾
Ka annahunna baidum maknoon
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.
- Juz 23 · sayfa 447
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ ﴿٥٠﴾
Fa aqbala ba'duhum 'alaa badiny yatasaaa 'aloon
Birbirlerine dönüp sorarlar:
- Juz 23 · sayfa 447
قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌۭ ﴿٥١﴾
Qaala qaaa'ilum minhum innee kaana lee qareen
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
- Juz 23 · sayfa 448
يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ ﴿٥٢﴾
Yaqoolu a'innnaka laminal musaddiqeen
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
- Juz 23 · sayfa 448
أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ ﴿٥٣﴾
'A-izaa mitnaa wa kunnaa turaabanw wa 'izaaman 'ainnaa lamadeenoon
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
- Juz 23 · sayfa 448
قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ ﴿٥٤﴾
Qaala hal antum muttali'oon
Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der.
- Juz 23 · sayfa 448
فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ ﴿٥٥﴾
Fattala'a fara aahu fee sawaaa'il Jaheem
Bir bakar onu cehennemin ortasında görür.
- Juz 23 · sayfa 448
قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ ﴿٥٦﴾
Qaala tallaahi in kitta laturdeen
Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin."
- Juz 23 · sayfa 448
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ ﴿٥٧﴾
Wa law laa ni'matu Rabbee lakuntu minal muhdareen
"Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum."
- Juz 23 · sayfa 448
أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ ﴿٥٨﴾
Afamaa nahnu bimaiyiteen
"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"
- Juz 23 · sayfa 448
إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ ﴿٥٩﴾
Illa mawtatanal oola wa maa nahnu bimu'azzabeen
"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"
- Juz 23 · sayfa 448
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ ﴿٦٠﴾
Inna haazaa falya'ma lil'aamiloon
İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur.
- Juz 23 · sayfa 448
لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَٰمِلُونَ ﴿٦١﴾
Limisli haaza falya'ma lil 'aamiloon
Çalışanlar bunun için çalışsın.
- Juz 23 · sayfa 448
أَذَٰلِكَ خَيْرٌۭ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ ﴿٦٢﴾
Azaalika khairun nuzulan am shajaratuz Zaqqom
Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı?
- Juz 23 · sayfa 448
إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةًۭ لِّلظَّٰلِمِينَ ﴿٦٣﴾
Innaa ja'alnaahaa fitnatal lizzaalimeen
Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık.
- Juz 23 · sayfa 448
إِنَّهَا شَجَرَةٌۭ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ ﴿٦٤﴾
Innahaa shajaratun takhruju feee aslil Jaheem
O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.
- Juz 23 · sayfa 448
طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ ﴿٦٥﴾
Tal'uhaa ka annahoo ru'oosush Shayaateen
Tomurcukları şeytan başı gibidir.
- Juz 23 · sayfa 448
فَإِنَّهُمْ لَءَاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ ﴿٦٦﴾
Fa innahum la aakiloona minhaa famaali'oona minhal butoon
İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar.
- Juz 23 · sayfa 448
ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًۭا مِّنْ حَمِيمٍۢ ﴿٦٧﴾
Summa inna lahum 'alaihaa lashawbam min hameem
Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir.
- Juz 23 · sayfa 448
ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ ﴿٦٨﴾
Summa inna marji'ahum la ilal Jaheem
Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir.
- Juz 23 · sayfa 448
إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ ﴿٦٩﴾
Innahum alfaw aabaaa'ahum daaalleen
Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
- Juz 23 · sayfa 448
فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ ﴿٧٠﴾
Fahum 'alaa aasaarihim yuhra'oon
Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı.
- Juz 23 · sayfa 448
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿٧١﴾
Wa laqad dalla qablahum aksarul awwaleen
Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı.
- Juz 23 · sayfa 448
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ ﴿٧٢﴾
Wa laqad arsalnaa feehim munzireen
And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik.
- Juz 23 · sayfa 448
فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ ﴿٧٣﴾
Fanzur kaifa kaana 'aaqibatul munzareen
Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
- Juz 23 · sayfa 448
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ﴿٧٤﴾
Illaa 'ibaadal laahil mukhlaseen
Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır.
- Juz 23 · sayfa 448
وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌۭ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ ﴿٧٥﴾
Wa laqad naadaanaa Noohun falani'mal mujeeboon
And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik.
- Juz 23 · sayfa 448
وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ ﴿٧٦﴾
Wa jajainaahu wa ahlahoo minal karbil 'azeem
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
- Juz 23 · sayfa 449
وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ ﴿٧٧﴾
Wa ja'alnaa zurriyyatahoo hummul baaqeen
Ancak onun soyunu sürekli kıldık.
- Juz 23 · sayfa 449
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ ﴿٧٨﴾
Wa taraknaa 'alaihi fil aakhireen
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
- Juz 23 · sayfa 449
سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍۢ فِى ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿٧٩﴾
Salaamun 'alaa Noohin fil 'aalameen
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
- Juz 23 · sayfa 449
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿٨٠﴾
Innaa kazaalika najzil muhsineen
İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.
- Juz 23 · sayfa 449
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿٨١﴾
Innahoo min 'ibaadinal mu'mineen
Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı.
- Juz 23 · sayfa 449
ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْءَاخَرِينَ ﴿٨٢﴾
Summa aghraqnal aakhareen
Sonra, diğerlerini suda boğduk.
- Juz 23 · sayfa 449
۞ وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ ﴿٨٣﴾
Wa ina min shee'atihee la Ibraaheem
İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı.
- Juz 23 · sayfa 449
إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍ ﴿٨٤﴾
Iz jaaa'a Rabbahoo bi qalbin saleem
Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi.
- Juz 23 · sayfa 449
إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ ﴿٨٥﴾
Iz qaala li abeehi wa qawmihee maazaa ta'budoon
İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz?"
- Juz 23 · sayfa 449
أَئِفْكًا ءَالِهَةًۭ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ ﴿٨٦﴾
A'ifkan aalihatan doonal laahi tureedoon
"Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?"
- Juz 23 · sayfa 449
فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿٨٧﴾
Famaa zannukum bi Rabbil'aalameen
"Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir?"
- Juz 23 · sayfa 449
فَنَظَرَ نَظْرَةًۭ فِى ٱلنُّجُومِ ﴿٨٨﴾
Fanazara nazratan finnujoom
İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.
- Juz 23 · sayfa 449
فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌۭ ﴿٨٩﴾
Faqaala inee saqeem
İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.
- Juz 23 · sayfa 449
فَتَوَلَّوْا۟ عَنْهُ مُدْبِرِينَ ﴿٩٠﴾
Fatawallaw 'anhu mudbireen
Onu bırakıp gittiler.
- Juz 23 · sayfa 449
فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ ﴿٩١﴾
Faraagha ilaaa aalihatihim faqaala alaa taakuloon
O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.
- Juz 23 · sayfa 449
مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ ﴿٩٢﴾
Maa lakum laa tantiqoon
O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.
- Juz 23 · sayfa 449
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ ﴿٩٣﴾
Faraagha 'alaihim darbam bilyameen
Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu.
- Juz 23 · sayfa 449
فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ ﴿٩٤﴾
Fa aqbalooo ilaihi yaziffoon
Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler.
- Juz 23 · sayfa 449
قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ ﴿٩٥﴾
Qaala ata'budoona maa tanhitoon
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."
- Juz 23 · sayfa 449
وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ ﴿٩٦﴾
Wallaahu khalaqakum wa maa ta'maloon
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."
- Juz 23 · sayfa 449
قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَٰنًۭا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ ﴿٩٧﴾
Qaalub noo lahoo bun yaanan fa alqoohu fil jaheem
Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler.
- Juz 23 · sayfa 449
فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ ﴿٩٨﴾
Fa araadoo bihee kaidan faja 'alnaahumul asfaleen
Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik.
- Juz 23 · sayfa 449
وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ ﴿٩٩﴾
Wa qaala innee zaahibun ilaa Rabbee sa yahdeen
İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi.
- Juz 23 · sayfa 449
رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ﴿١٠٠﴾
Rabbi hab lee minas saaliheen
"Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı.
- Juz 23 · sayfa 449
فَبَشَّرْنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٍۢ ﴿١٠١﴾
Fabashsharnaahu bighulaamin haleem
Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.
- Juz 23 · sayfa 449
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ ﴿١٠٢﴾
Falamma balagha ma'a hus sa'ya qaala yaa buniya inneee araa fil manaami anneee azbahuka fanzur maazaa taraa; qaala yaaa abatif 'al maa tu'maru satajidunee in shaaa'allaahu minas saabireen
Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi.
- Juz 23 · sayfa 450
فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ ﴿١٠٣﴾
Falammaaa aslamaa wa tallahoo liljabeen
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
- Juz 23 · sayfa 450
وَنَٰدَيْنَٰهُ أَن يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ ﴿١٠٤﴾
Wa naadainaahu ai yaaaa Ibraheem
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
- Juz 23 · sayfa 450
قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿١٠٥﴾
Qad saddaqtar ru'yaa; innaa kazaalika najzil muhsineen
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
- Juz 23 · sayfa 450
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ ﴿١٠٦﴾
Inna haazaa lahuwal balaaa'ul mubeen
Doğrusu bu apaçık bir deneme idi.
- Juz 23 · sayfa 450
وَفَدَيْنَٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍۢ ﴿١٠٧﴾
Wa fadainaahu bizibhin 'azeem
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
- Juz 23 · sayfa 450
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ ﴿١٠٨﴾
Wa taraknaa 'alaihi fil aakhireen
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
- Juz 23 · sayfa 450
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ ﴿١٠٩﴾
Salaamun 'alaaa Ibraaheem
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
- Juz 23 · sayfa 450
كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿١١٠﴾
Kazaalika najzil muhsineen
İşte iyileri böylece mükafatlandırırız.
- Juz 23 · sayfa 450
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿١١١﴾
Innahoo min 'ibaadinal mu'mineen
Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı.
- Juz 23 · sayfa 450
وَبَشَّرْنَٰهُ بِإِسْحَٰقَ نَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ﴿١١٢﴾
Wa bashsharnaahu bi Ishaaqa Nabiyayam minas saaliheen
Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik.
- Juz 23 · sayfa 450
وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌۭ وَظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌۭ ﴿١١٣﴾
Wa baaraknaa 'alaihi wa 'alaaa Ishaaq; wa min zurriyya tihimaa muhsinunw wa zaalimul linafshihee mubeen
Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır.
- Juz 23 · sayfa 450
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ﴿١١٤﴾
Wa laqad mananna alaa Moosaa wa Haaroon
And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk.
- Juz 23 · sayfa 450
وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ ﴿١١٥﴾
Wa najjainaahumaa wa qawmahumaa minal karbil 'azeem
İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
- Juz 23 · sayfa 450
وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ ﴿١١٦﴾
Wa nasarnaahum fakaanoo humul ghaalibeen
Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi.
- Juz 23 · sayfa 450
وَءَاتَيْنَٰهُمَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ ﴿١١٧﴾
Wa aatainaahumal Kitaabal mustabeen
Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik.
- Juz 23 · sayfa 450
وَهَدَيْنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ ﴿١١٨﴾
Wa hadainaahumus Siraatal Mustaqeem
Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik.
- Juz 23 · sayfa 450
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْءَاخِرِينَ ﴿١١٩﴾
Wa taraknaa 'alaihimaa fil aakhireen
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.
- Juz 23 · sayfa 450
سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ﴿١٢٠﴾
Salaamun 'alaa Moosaa wa Haaroon
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.
- Juz 23 · sayfa 450
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿١٢١﴾
Innaa kazaalika najzil muhsineen
Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız.
- Juz 23 · sayfa 450
إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿١٢٢﴾
Innahumaa min 'ibaadinal mu'mineen
İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı.
- Juz 23 · sayfa 450
وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿١٢٣﴾
Wa inna Ilyaasa laminal mursaleen
Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir.
- Juz 23 · sayfa 450
إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ ﴿١٢٤﴾
Iz qaala liqawmiheee alaa tattaqoon
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
- Juz 23 · sayfa 450
أَتَدْعُونَ بَعْلًۭا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَٰلِقِينَ ﴿١٢٥﴾
Atad'oona Ba'lanw wa tazaroona ahsanal khaaliqeen
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
- Juz 23 · sayfa 450
ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿١٢٦﴾
Allaaha Rabbakum wa Rabba aabaaa'ikumul awwaleen
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
- Juz 23 · sayfa 451
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ ﴿١٢٧﴾
Fakazzaboohu fa inna hum lamuhdaroon
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.
- Juz 23 · sayfa 451
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ﴿١٢٨﴾
Illaa 'ibaadal laahil mukhlaseen
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.
- Juz 23 · sayfa 451
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ ﴿١٢٩﴾
Wa taraknaa 'alaihi fil aakhireen
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.
- Juz 23 · sayfa 451
سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلْ يَاسِينَ ﴿١٣٠﴾
Salaamun 'alaaa Ilyaaseen
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.
- Juz 23 · sayfa 451
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿١٣١﴾
Innaa kazaalika najzil muhsineen
Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız.
- Juz 23 · sayfa 451
إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿١٣٢﴾
Innahoo min 'ibaadinal mu'mineen
O, inanmış kullarımızdandı.
- Juz 23 · sayfa 451
وَإِنَّ لُوطًۭا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿١٣٣﴾
Wa inna Lootal laminal mursaleen
Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir.
- Juz 23 · sayfa 451
إِذْ نَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ ﴿١٣٤﴾
Iz najjainaahu wa ahlahooo ajma'een
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.
- Juz 23 · sayfa 451
إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ ﴿١٣٥﴾
Illaa 'ajoozan fil ghaabireen
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.
- Juz 23 · sayfa 451
ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْءَاخَرِينَ ﴿١٣٦﴾
Summa dammarnal aakhareen
Sonra diğerlerini yok etmiştik.
- Juz 23 · sayfa 451
وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ ﴿١٣٧﴾
Wa innakum latamurroona 'alaihim musbiheen
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
- Juz 23 · sayfa 451
وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ ﴿١٣٨﴾
Wa billail; afalaa ta'qiloon
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
- Juz 23 · sayfa 451
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿١٣٩﴾
Wa inna Yoonusa laminal mursaleen
Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir.
- Juz 23 · sayfa 451
إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ ﴿١٤٠﴾
Iz abaqa ilal fulkil mash hoon
Dolu bir gemiye kaçmıştı.
- Juz 23 · sayfa 451
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ ﴿١٤١﴾
Fasaahama fakaana minal mudhadeen
Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı.
- Juz 23 · sayfa 451
فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌۭ ﴿١٤٢﴾
Faltaqamahul hootu wa huwa muleem
Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.
- Juz 23 · sayfa 451
فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ ﴿١٤٣﴾
Falaw laaa annahoo kaana minal musabbiheen
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
- Juz 23 · sayfa 451
لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ ﴿١٤٤﴾
Lalabisa fee batniheee ilaa Yawmi yub'asoon
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
- Juz 23 · sayfa 451
۞ فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌۭ ﴿١٤٥﴾
Fanabaznaahu bil'araaa'i wa huwa saqeem
Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.
- Juz 23 · sayfa 451
وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةًۭ مِّن يَقْطِينٍۢ ﴿١٤٦﴾
Wa ambatnaa 'alaihi shajaratam mai yaqteen
Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.
- Juz 23 · sayfa 451
وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ ﴿١٤٧﴾
Wa arsalnaahu ilaa mi'ati alfin aw yazeedoon
Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.
- Juz 23 · sayfa 451
فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍۢ ﴿١٤٨﴾
Fa aamanoo famatta' naahum ilaa heen
Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
- Juz 23 · sayfa 451
فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ ﴿١٤٩﴾
Fastaftihim ali Rabbikal banaatu wa lahumul banoon
Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı?
- Juz 23 · sayfa 451
أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثًۭا وَهُمْ شَٰهِدُونَ ﴿١٥٠﴾
Am khalaqnal malaaa'i kata inaasanw wa hm shaahidoon
Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler?
- Juz 23 · sayfa 451
أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ ﴿١٥١﴾
Alaaa innahum min ifkihim la yaqooloon
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.
- Juz 23 · sayfa 451
وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ ﴿١٥٢﴾
Waladal laahu wa innhum lakaaziboon
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.
- Juz 23 · sayfa 451
أَصْطَفَى ٱلْبَنَاتِ عَلَى ٱلْبَنِينَ ﴿١٥٣﴾
Astafal banaati 'alal baneen
Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş?
- Juz 23 · sayfa 452
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ ﴿١٥٤﴾
Maa lakum kaifa tahkumoon
Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?
- Juz 23 · sayfa 452
أَفَلَا تَذَكَّرُونَ ﴿١٥٥﴾
Afalaa tazakkaroon
Hiç düşünmez misiniz?
- Juz 23 · sayfa 452
أَمْ لَكُمْ سُلْطَٰنٌۭ مُّبِينٌۭ ﴿١٥٦﴾
Am lakum sultaanum mubeen
Yoksa apaçık bir deliliniz mi var?
- Juz 23 · sayfa 452
فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿١٥٧﴾
Faatoo bi Kitaabikum in kuntum saadiqeen
Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım.
- Juz 23 · sayfa 452
وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًۭا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ ﴿١٥٨﴾
Wa ja'aloo bainahoo wa bainal jinnati nasabaa; wa laqad 'alimatil jinnatu innahum lamuhdaroon
Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
- Juz 23 · sayfa 452
سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ ﴿١٥٩﴾
Subhaanal laahi 'ammaa yasifoon
Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir.
- Juz 23 · sayfa 452
إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ﴿١٦٠﴾
Illaa 'ibaadal laahil mukhlaseen
Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır.
- Juz 23 · sayfa 452
فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ ﴿١٦١﴾
Fa innakum wa maa ta'ubdoon
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
- Juz 23 · sayfa 452
مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَٰتِنِينَ ﴿١٦٢﴾
Maaa antum 'alaihi befaaatineen
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
- Juz 23 · sayfa 452
إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ ﴿١٦٣﴾
Illaa man huwa saalil jaheem
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
- Juz 23 · sayfa 452
وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌۭ مَّعْلُومٌۭ ﴿١٦٤﴾
Wa maa minnasa illaa lahoo maqaamum ma'loom
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
- Juz 23 · sayfa 452
وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ ﴿١٦٥﴾
Wa innaa llanah nus saaffoon
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
- Juz 23 · sayfa 452
وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ ﴿١٦٦﴾
Wa innaa lanah nul musabbihoon
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
- Juz 23 · sayfa 452
وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ ﴿١٦٧﴾
Wa in kaanoo la yaqooloon
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
- Juz 23 · sayfa 452
لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًۭا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿١٦٨﴾
Law anna 'indana zikram minal awwaleen
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
- Juz 23 · sayfa 452
لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ﴿١٦٩﴾
Lakunna 'ibaadal laahil mukhlaseen
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
- Juz 23 · sayfa 452
فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ﴿١٧٠﴾
Fakafaroo bihee fasawfa ya'lamoon
Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir.
- Juz 23 · sayfa 452
وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿١٧١﴾
Wa laqad sabaqat Kalimatunaa li'ibaadinal mursa leen
And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir.
- Juz 23 · sayfa 452
إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ ﴿١٧٢﴾
Innaa hum lahumul mansooroon
Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir.
- Juz 23 · sayfa 452
وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ ﴿١٧٣﴾
Wa inna jundana lahumul ghaaliboon
Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.
- Juz 23 · sayfa 452
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ ﴿١٧٤﴾
Fatawalla 'anhum hatta heen
Bir süreye kadar onlara aldırış etme.
- Juz 23 · sayfa 452
وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ﴿١٧٥﴾
Wa absirhum fasawfa yubsiroon
Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
- Juz 23 · sayfa 452
أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ ﴿١٧٦﴾
Afabi'azaabinaa yasta'jiloon
Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?
- Juz 23 · sayfa 452
فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ ﴿١٧٧﴾
Fa izaa nazala bisaahatihim fasaaa'a sabaahul munzareen
O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!
- Juz 23 · sayfa 452
وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ ﴿١٧٨﴾
Wa tawalla 'anhum hattaa heen
Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
- Juz 23 · sayfa 452
وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ﴿١٧٩﴾
Wa absir fasawfa yubsiroon
İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
- Juz 23 · sayfa 452
سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ﴿١٨٠﴾
Subhaana Rabbika Rabbil 'izzati 'amma yasifoon
Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir.
- Juz 23 · sayfa 452
وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿١٨١﴾
Wa salaamun 'alalmursaleen
Ve selam, peygamberleredir.
- Juz 23 · sayfa 452
وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿١٨٢﴾
Walhamdu lillaahi Rabbil 'aalameen
Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır.