Sure 37

As-Saffat الصافات

Saffet SuresiMekkî182 ayet
Hata Bildir
Hifd

Ezber oynatıcısı

Ayet ayet dinleyin, tekrar sayısını seçin ve belirli bir aralığı döngüye alın.

Ayet 1/ 182 · Mahmoud Khalil Al-Husary

Klavye: Boşluk oynat/duraklat · ← → önceki/sonraki ayet

0:000:00

As-Saffat

Arapça metin: Osmanlı hattı (Tanzil onaylı), Al Quran Cloud aracılığıyla.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. Juz 23 · sayfa 446

    وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفًّۭا ﴿١

    Wassaaaffaati saffaa

    Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

  2. Juz 23 · sayfa 446

    فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًۭا ﴿٢

    Fazzaajiraati zajraa

    Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

  3. Juz 23 · sayfa 446

    فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكْرًا ﴿٣

    Fattaaliyaati Zikra

    Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

  4. Juz 23 · sayfa 446

    إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌۭ ﴿٤

    Inna Illaahakum la Waahid

    Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

  5. Juz 23 · sayfa 446

    رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَٰرِقِ ﴿٥

    Rabbus samaawaati wal ardi wa maa bainahumaa wa Rabbul mashaariq

    Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.

  6. Juz 23 · sayfa 446

    إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ ﴿٦

    Innaa zaiyannas samaaa 'ad dunyaa bizeenatinil kawaakib

    Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.

  7. Juz 23 · sayfa 446

    وَحِفْظًۭا مِّن كُلِّ شَيْطَٰنٍۢ مَّارِدٍۢ ﴿٧

    Wa hifzam min kulli Shaitaanim maarid

    Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk.

  8. Juz 23 · sayfa 446

    لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍۢ ﴿٨

    Laa yassamma 'oona ilal mala il a'alaa wa yuqzafoona min kulli jaanib

    Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.

  9. Juz 23 · sayfa 446

    دُحُورًۭا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌۭ وَاصِبٌ ﴿٩

    Duhooranw wa lahum 'azaabunw waasib

    Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.

  10. Juz 23 · sayfa 446

    إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌۭ ثَاقِبٌۭ ﴿١٠

    Illaa man khatifal khatfata fa atba'ahoo shihaabun saaqib

    Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir.

  11. Juz 23 · sayfa 446

    فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّن طِينٍۢ لَّازِبٍۭ ﴿١١

    Fastaftihim ahum ashaddu khalqan am man khalaqnaa; innaa khalaqnaahum min teenil laazib

    Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır.

  12. Juz 23 · sayfa 446

    بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ ﴿١٢

    Bal'ajibta wa yaskharoon

    Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar.

  13. Juz 23 · sayfa 446

    وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا يَذْكُرُونَ ﴿١٣

    Wa izaa zukkiroo laa yazkuroon

    Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler.

  14. Juz 23 · sayfa 446

    وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةًۭ يَسْتَسْخِرُونَ ﴿١٤

    Wa izaa ra aw Aayatinw yastaskhiroon

    Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar.

  15. Juz 23 · sayfa 446

    وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ مُّبِينٌ ﴿١٥

    Wa qaalooo in haazaa illaa sihrum mubeen

    "Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.

  16. Juz 23 · sayfa 446

    أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ﴿١٦

    'A-izaa mitnaa wa kunnaa turaabanw wa 'izaaman 'ainnaa lamab'oosoon

    "Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.

  17. Juz 23 · sayfa 446

    أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ ﴿١٧

    Awa aabaa'unal awwaloon

    "Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.

  18. Juz 23 · sayfa 446

    قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ ﴿١٨

    Qul na'am wa antum daakhiroon

    De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak."

  19. Juz 23 · sayfa 446

    فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ ﴿١٩

    Fa innamaa hiya zajra tunw waahidatun fa izaa hum yanzuroon

    Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar.

  20. Juz 23 · sayfa 446

    وَقَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَا هَٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ ﴿٢٠

    Qa qaaloo yaa wailanaa haazaa Yawmud-Deen

    Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür."

  21. Juz 23 · sayfa 446

    هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ﴿٢١

    Haazaa Yawmul Faslil lazee kuntum bihee tukaziboon

    Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir.

  22. Juz 23 · sayfa 446

    ۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ ﴿٢٢

    Uhshurul lazeena zalamoo wa azwaajahum wa maa kaanoo ya'budoon

    İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."

  23. Juz 23 · sayfa 446

    مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ ﴿٢٣

    Min doonil laahi fahdoohum ilaa siraatil Jaheem

    İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."

  24. Juz 23 · sayfa 446

    وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ ﴿٢٤

    Wa qifoohum innahum mas'ooloon

    "Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır."

  25. Juz 23 · sayfa 447

    مَا لَكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ ﴿٢٥

    Maa lakum laa tanaasaroon

    Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?"

  26. Juz 23 · sayfa 447

    بَلْ هُمُ ٱلْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ ﴿٢٦

    Bal humul Yawma mustaslimoon

    Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır.

  27. Juz 23 · sayfa 447

    وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ ﴿٢٧

    Wa aqbala ba'duhum 'alaa ba'diny yatasaaa'aloon

    Birbirlerine dönüp soruşurlar.

  28. Juz 23 · sayfa 447

    قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ ﴿٢٨

    Qaalooo innakum kuntum taatoonanaa 'anil yameen

    İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler.

  29. Juz 23 · sayfa 447

    قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ ﴿٢٩

    Qaaloo bal lam takoonoo mu'mineen

    Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz."

  30. Juz 23 · sayfa 447

    وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًۭا طَٰغِينَ ﴿٣٠

    Wa maa kaana lanaa 'alaikum min sultaanim bal kuntum qawman taagheen

    "Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz."

  31. Juz 23 · sayfa 447

    فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ ﴿٣١

    Fahaqqa 'alainaa qawlu Rabbinaaa innaa lazaaa'iqoon

    "Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız."

  32. Juz 23 · sayfa 447

    فَأَغْوَيْنَٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ ﴿٣٢

    Fa aghwainaakum innaa kunnaa ghaaween

    "Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık".

  33. Juz 23 · sayfa 447

    فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍۢ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ ﴿٣٣

    Fa innahum Yawma'izin fil'azaabi mushtarikoon

    O gün hepsi azabda birleşirler.

  34. Juz 23 · sayfa 447

    إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ ﴿٣٤

    Innaa kazaalika naf'alu bil mujrimeen

    Doğrusu suçlulara böyle yaparız.

  35. Juz 23 · sayfa 447

    إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ ﴿٣٥

    Innahum kaanooo izaa qeela lahum laaa ilaaha illal laahu yastakbiroon

    Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler.

  36. Juz 23 · sayfa 447

    وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍۢ مَّجْنُونٍۭ ﴿٣٦

    Wa yaqooloona a'innaa lataarikooo aalihatinaa lishaa'irim majnoon

    "Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi.

  37. Juz 23 · sayfa 447

    بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿٣٧

    bal jaaa'a bilhaqqi wa saddaqal mursaleen

    Hayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı.

  38. Juz 23 · sayfa 447

    إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ ﴿٣٨

    Innakum lazaaa'iqul 'azaabil aleem

    Şüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız.

  39. Juz 23 · sayfa 447

    وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿٣٩

    Wa maa tujzawna illaa maa kuntum ta'maloon

    Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız.

  40. Juz 23 · sayfa 447

    إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ﴿٤٠

    Illaa 'ibaadal laahil mukhlaseen

    Ancak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır.

  41. Juz 23 · sayfa 447

    أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌۭ مَّعْلُومٌۭ ﴿٤١

    Ulaaa'ika lahum rizqum ma'loom

    İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.

  42. Juz 23 · sayfa 447

    فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ ﴿٤٢

    Fa waakihu wa hum mukramoon

    İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.

  43. Juz 23 · sayfa 447

    فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ﴿٤٣

    Fee jannaatin Na'eem

    İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.

  44. Juz 23 · sayfa 447

    عَلَىٰ سُرُرٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ ﴿٤٤

    'Alaa sururim mutaqaa bileen

    İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.

  45. Juz 23 · sayfa 447

    يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۭ ﴿٤٥

    Yutaafu 'alaihim bikaasim mim ma'een

    Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.

  46. Juz 23 · sayfa 447

    بَيْضَآءَ لَذَّةٍۢ لِّلشَّٰرِبِينَ ﴿٤٦

    Baidaaa'a laz zatil lish shaaribeen

    Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.

  47. Juz 23 · sayfa 447

    لَا فِيهَا غَوْلٌۭ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ ﴿٤٧

    Laa feehaa ghawlunw wa laa hum 'anhaa yunzafoon

    Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.

  48. Juz 23 · sayfa 447

    وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌۭ ﴿٤٨

    Wa 'indahum qaasiraatut tarfi 'een

    Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.

  49. Juz 23 · sayfa 447

    كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌۭ مَّكْنُونٌۭ ﴿٤٩

    Ka annahunna baidum maknoon

    Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.

  50. Juz 23 · sayfa 447

    فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ ﴿٥٠

    Fa aqbala ba'duhum 'alaa badiny yatasaaa 'aloon

    Birbirlerine dönüp sorarlar:

  51. Juz 23 · sayfa 447

    قَالَ قَآئِلٌۭ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌۭ ﴿٥١

    Qaala qaaa'ilum minhum innee kaana lee qareen

    İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."

  52. Juz 23 · sayfa 448

    يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ ﴿٥٢

    Yaqoolu a'innnaka laminal musaddiqeen

    İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."

  53. Juz 23 · sayfa 448

    أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ ﴿٥٣

    'A-izaa mitnaa wa kunnaa turaabanw wa 'izaaman 'ainnaa lamadeenoon

    İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."

  54. Juz 23 · sayfa 448

    قَالَ هَلْ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ ﴿٥٤

    Qaala hal antum muttali'oon

    Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der.

  55. Juz 23 · sayfa 448

    فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ ﴿٥٥

    Fattala'a fara aahu fee sawaaa'il Jaheem

    Bir bakar onu cehennemin ortasında görür.

  56. Juz 23 · sayfa 448

    قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ ﴿٥٦

    Qaala tallaahi in kitta laturdeen

    Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin."

  57. Juz 23 · sayfa 448

    وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ ﴿٥٧

    Wa law laa ni'matu Rabbee lakuntu minal muhdareen

    "Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum."

  58. Juz 23 · sayfa 448

    أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ ﴿٥٨

    Afamaa nahnu bimaiyiteen

    "Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"

  59. Juz 23 · sayfa 448

    إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ ﴿٥٩

    Illa mawtatanal oola wa maa nahnu bimu'azzabeen

    "Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"

  60. Juz 23 · sayfa 448

    إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ ﴿٦٠

    Inna haazaa falya'ma lil'aamiloon

    İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur.

  61. Juz 23 · sayfa 448

    لِمِثْلِ هَٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَٰمِلُونَ ﴿٦١

    Limisli haaza falya'ma lil 'aamiloon

    Çalışanlar bunun için çalışsın.

  62. Juz 23 · sayfa 448

    أَذَٰلِكَ خَيْرٌۭ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ ﴿٦٢

    Azaalika khairun nuzulan am shajaratuz Zaqqom

    Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı?

  63. Juz 23 · sayfa 448

    إِنَّا جَعَلْنَٰهَا فِتْنَةًۭ لِّلظَّٰلِمِينَ ﴿٦٣

    Innaa ja'alnaahaa fitnatal lizzaalimeen

    Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık.

  64. Juz 23 · sayfa 448

    إِنَّهَا شَجَرَةٌۭ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ ﴿٦٤

    Innahaa shajaratun takhruju feee aslil Jaheem

    O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.

  65. Juz 23 · sayfa 448

    طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ ﴿٦٥

    Tal'uhaa ka annahoo ru'oosush Shayaateen

    Tomurcukları şeytan başı gibidir.

  66. Juz 23 · sayfa 448

    فَإِنَّهُمْ لَءَاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ ﴿٦٦

    Fa innahum la aakiloona minhaa famaali'oona minhal butoon

    İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar.

  67. Juz 23 · sayfa 448

    ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًۭا مِّنْ حَمِيمٍۢ ﴿٦٧

    Summa inna lahum 'alaihaa lashawbam min hameem

    Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir.

  68. Juz 23 · sayfa 448

    ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ ﴿٦٨

    Summa inna marji'ahum la ilal Jaheem

    Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir.

  69. Juz 23 · sayfa 448

    إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ ﴿٦٩

    Innahum alfaw aabaaa'ahum daaalleen

    Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı.

  70. Juz 23 · sayfa 448

    فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ ﴿٧٠

    Fahum 'alaa aasaarihim yuhra'oon

    Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı.

  71. Juz 23 · sayfa 448

    وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿٧١

    Wa laqad dalla qablahum aksarul awwaleen

    Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı.

  72. Juz 23 · sayfa 448

    وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ ﴿٧٢

    Wa laqad arsalnaa feehim munzireen

    And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik.

  73. Juz 23 · sayfa 448

    فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ ﴿٧٣

    Fanzur kaifa kaana 'aaqibatul munzareen

    Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

  74. Juz 23 · sayfa 448

    إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ﴿٧٤

    Illaa 'ibaadal laahil mukhlaseen

    Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır.

  75. Juz 23 · sayfa 448

    وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌۭ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ ﴿٧٥

    Wa laqad naadaanaa Noohun falani'mal mujeeboon

    And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik.

  76. Juz 23 · sayfa 448

    وَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ ﴿٧٦

    Wa jajainaahu wa ahlahoo minal karbil 'azeem

    Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.

  77. Juz 23 · sayfa 449

    وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ ﴿٧٧

    Wa ja'alnaa zurriyyatahoo hummul baaqeen

    Ancak onun soyunu sürekli kıldık.

  78. Juz 23 · sayfa 449

    وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ ﴿٧٨

    Wa taraknaa 'alaihi fil aakhireen

    Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.

  79. Juz 23 · sayfa 449

    سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحٍۢ فِى ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿٧٩

    Salaamun 'alaa Noohin fil 'aalameen

    Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.

  80. Juz 23 · sayfa 449

    إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿٨٠

    Innaa kazaalika najzil muhsineen

    İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

  81. Juz 23 · sayfa 449

    إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿٨١

    Innahoo min 'ibaadinal mu'mineen

    Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı.

  82. Juz 23 · sayfa 449

    ثُمَّ أَغْرَقْنَا ٱلْءَاخَرِينَ ﴿٨٢

    Summa aghraqnal aakhareen

    Sonra, diğerlerini suda boğduk.

  83. Juz 23 · sayfa 449

    ۞ وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبْرَٰهِيمَ ﴿٨٣

    Wa ina min shee'atihee la Ibraaheem

    İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı.

  84. Juz 23 · sayfa 449

    إِذْ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلْبٍۢ سَلِيمٍ ﴿٨٤

    Iz jaaa'a Rabbahoo bi qalbin saleem

    Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi.

  85. Juz 23 · sayfa 449

    إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ ﴿٨٥

    Iz qaala li abeehi wa qawmihee maazaa ta'budoon

    İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz?"

  86. Juz 23 · sayfa 449

    أَئِفْكًا ءَالِهَةًۭ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ ﴿٨٦

    A'ifkan aalihatan doonal laahi tureedoon

    "Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?"

  87. Juz 23 · sayfa 449

    فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿٨٧

    Famaa zannukum bi Rabbil'aalameen

    "Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir?"

  88. Juz 23 · sayfa 449

    فَنَظَرَ نَظْرَةًۭ فِى ٱلنُّجُومِ ﴿٨٨

    Fanazara nazratan finnujoom

    İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.

  89. Juz 23 · sayfa 449

    فَقَالَ إِنِّى سَقِيمٌۭ ﴿٨٩

    Faqaala inee saqeem

    İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.

  90. Juz 23 · sayfa 449

    فَتَوَلَّوْا۟ عَنْهُ مُدْبِرِينَ ﴿٩٠

    Fatawallaw 'anhu mudbireen

    Onu bırakıp gittiler.

  91. Juz 23 · sayfa 449

    فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ ﴿٩١

    Faraagha ilaaa aalihatihim faqaala alaa taakuloon

    O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.

  92. Juz 23 · sayfa 449

    مَا لَكُمْ لَا تَنطِقُونَ ﴿٩٢

    Maa lakum laa tantiqoon

    O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.

  93. Juz 23 · sayfa 449

    فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ ﴿٩٣

    Faraagha 'alaihim darbam bilyameen

    Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu.

  94. Juz 23 · sayfa 449

    فَأَقْبَلُوٓا۟ إِلَيْهِ يَزِفُّونَ ﴿٩٤

    Fa aqbalooo ilaihi yaziffoon

    Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler.

  95. Juz 23 · sayfa 449

    قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ ﴿٩٥

    Qaala ata'budoona maa tanhitoon

    İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."

  96. Juz 23 · sayfa 449

    وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ ﴿٩٦

    Wallaahu khalaqakum wa maa ta'maloon

    İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."

  97. Juz 23 · sayfa 449

    قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَٰنًۭا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ ﴿٩٧

    Qaalub noo lahoo bun yaanan fa alqoohu fil jaheem

    Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler.

  98. Juz 23 · sayfa 449

    فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًۭا فَجَعَلْنَٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ ﴿٩٨

    Fa araadoo bihee kaidan faja 'alnaahumul asfaleen

    Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik.

  99. Juz 23 · sayfa 449

    وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ ﴿٩٩

    Wa qaala innee zaahibun ilaa Rabbee sa yahdeen

    İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi.

  100. Juz 23 · sayfa 449

    رَبِّ هَبْ لِى مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ﴿١٠٠

    Rabbi hab lee minas saaliheen

    "Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı.

  101. Juz 23 · sayfa 449

    فَبَشَّرْنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمٍۢ ﴿١٠١

    Fabashsharnaahu bighulaamin haleem

    Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.

  102. Juz 23 · sayfa 449

    فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ ﴿١٠٢

    Falamma balagha ma'a hus sa'ya qaala yaa buniya inneee araa fil manaami anneee azbahuka fanzur maazaa taraa; qaala yaaa abatif 'al maa tu'maru satajidunee in shaaa'allaahu minas saabireen

    Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi.

  103. Juz 23 · sayfa 450

    فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ ﴿١٠٣

    Falammaaa aslamaa wa tallahoo liljabeen

    Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.

  104. Juz 23 · sayfa 450

    وَنَٰدَيْنَٰهُ أَن يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ ﴿١٠٤

    Wa naadainaahu ai yaaaa Ibraheem

    Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.

  105. Juz 23 · sayfa 450

    قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿١٠٥

    Qad saddaqtar ru'yaa; innaa kazaalika najzil muhsineen

    Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.

  106. Juz 23 · sayfa 450

    إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ ﴿١٠٦

    Inna haazaa lahuwal balaaa'ul mubeen

    Doğrusu bu apaçık bir deneme idi.

  107. Juz 23 · sayfa 450

    وَفَدَيْنَٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍۢ ﴿١٠٧

    Wa fadainaahu bizibhin 'azeem

    Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.

  108. Juz 23 · sayfa 450

    وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ ﴿١٠٨

    Wa taraknaa 'alaihi fil aakhireen

    Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.

  109. Juz 23 · sayfa 450

    سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ ﴿١٠٩

    Salaamun 'alaaa Ibraaheem

    Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.

  110. Juz 23 · sayfa 450

    كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿١١٠

    Kazaalika najzil muhsineen

    İşte iyileri böylece mükafatlandırırız.

  111. Juz 23 · sayfa 450

    إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿١١١

    Innahoo min 'ibaadinal mu'mineen

    Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı.

  112. Juz 23 · sayfa 450

    وَبَشَّرْنَٰهُ بِإِسْحَٰقَ نَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ﴿١١٢

    Wa bashsharnaahu bi Ishaaqa Nabiyayam minas saaliheen

    Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik.

  113. Juz 23 · sayfa 450

    وَبَٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌۭ وَظَالِمٌۭ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌۭ ﴿١١٣

    Wa baaraknaa 'alaihi wa 'alaaa Ishaaq; wa min zurriyya tihimaa muhsinunw wa zaalimul linafshihee mubeen

    Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır.

  114. Juz 23 · sayfa 450

    وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ﴿١١٤

    Wa laqad mananna alaa Moosaa wa Haaroon

    And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk.

  115. Juz 23 · sayfa 450

    وَنَجَّيْنَٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ ﴿١١٥

    Wa najjainaahumaa wa qawmahumaa minal karbil 'azeem

    İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.

  116. Juz 23 · sayfa 450

    وَنَصَرْنَٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَٰلِبِينَ ﴿١١٦

    Wa nasarnaahum fakaanoo humul ghaalibeen

    Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi.

  117. Juz 23 · sayfa 450

    وَءَاتَيْنَٰهُمَا ٱلْكِتَٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ ﴿١١٧

    Wa aatainaahumal Kitaabal mustabeen

    Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik.

  118. Juz 23 · sayfa 450

    وَهَدَيْنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ ﴿١١٨

    Wa hadainaahumus Siraatal Mustaqeem

    Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik.

  119. Juz 23 · sayfa 450

    وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْءَاخِرِينَ ﴿١١٩

    Wa taraknaa 'alaihimaa fil aakhireen

    Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.

  120. Juz 23 · sayfa 450

    سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ﴿١٢٠

    Salaamun 'alaa Moosaa wa Haaroon

    Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.

  121. Juz 23 · sayfa 450

    إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿١٢١

    Innaa kazaalika najzil muhsineen

    Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız.

  122. Juz 23 · sayfa 450

    إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿١٢٢

    Innahumaa min 'ibaadinal mu'mineen

    İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı.

  123. Juz 23 · sayfa 450

    وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿١٢٣

    Wa inna Ilyaasa laminal mursaleen

    Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir.

  124. Juz 23 · sayfa 450

    إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ ﴿١٢٤

    Iz qaala liqawmiheee alaa tattaqoon

    Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.

  125. Juz 23 · sayfa 450

    أَتَدْعُونَ بَعْلًۭا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَٰلِقِينَ ﴿١٢٥

    Atad'oona Ba'lanw wa tazaroona ahsanal khaaliqeen

    Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.

  126. Juz 23 · sayfa 450

    ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿١٢٦

    Allaaha Rabbakum wa Rabba aabaaa'ikumul awwaleen

    Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.

  127. Juz 23 · sayfa 451

    فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ ﴿١٢٧

    Fakazzaboohu fa inna hum lamuhdaroon

    Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.

  128. Juz 23 · sayfa 451

    إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ﴿١٢٨

    Illaa 'ibaadal laahil mukhlaseen

    Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.

  129. Juz 23 · sayfa 451

    وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْءَاخِرِينَ ﴿١٢٩

    Wa taraknaa 'alaihi fil aakhireen

    Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.

  130. Juz 23 · sayfa 451

    سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلْ يَاسِينَ ﴿١٣٠

    Salaamun 'alaaa Ilyaaseen

    Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.

  131. Juz 23 · sayfa 451

    إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿١٣١

    Innaa kazaalika najzil muhsineen

    Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız.

  132. Juz 23 · sayfa 451

    إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿١٣٢

    Innahoo min 'ibaadinal mu'mineen

    O, inanmış kullarımızdandı.

  133. Juz 23 · sayfa 451

    وَإِنَّ لُوطًۭا لَّمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿١٣٣

    Wa inna Lootal laminal mursaleen

    Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir.

  134. Juz 23 · sayfa 451

    إِذْ نَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ ﴿١٣٤

    Iz najjainaahu wa ahlahooo ajma'een

    Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.

  135. Juz 23 · sayfa 451

    إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ ﴿١٣٥

    Illaa 'ajoozan fil ghaabireen

    Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.

  136. Juz 23 · sayfa 451

    ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْءَاخَرِينَ ﴿١٣٦

    Summa dammarnal aakhareen

    Sonra diğerlerini yok etmiştik.

  137. Juz 23 · sayfa 451

    وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ ﴿١٣٧

    Wa innakum latamurroona 'alaihim musbiheen

    Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?

  138. Juz 23 · sayfa 451

    وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ ﴿١٣٨

    Wa billail; afalaa ta'qiloon

    Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?

  139. Juz 23 · sayfa 451

    وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿١٣٩

    Wa inna Yoonusa laminal mursaleen

    Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir.

  140. Juz 23 · sayfa 451

    إِذْ أَبَقَ إِلَى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ ﴿١٤٠

    Iz abaqa ilal fulkil mash hoon

    Dolu bir gemiye kaçmıştı.

  141. Juz 23 · sayfa 451

    فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُدْحَضِينَ ﴿١٤١

    Fasaahama fakaana minal mudhadeen

    Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı.

  142. Juz 23 · sayfa 451

    فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌۭ ﴿١٤٢

    Faltaqamahul hootu wa huwa muleem

    Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.

  143. Juz 23 · sayfa 451

    فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ ﴿١٤٣

    Falaw laaa annahoo kaana minal musabbiheen

    Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.

  144. Juz 23 · sayfa 451

    لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ ﴿١٤٤

    Lalabisa fee batniheee ilaa Yawmi yub'asoon

    Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.

  145. Juz 23 · sayfa 451

    ۞ فَنَبَذْنَٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌۭ ﴿١٤٥

    Fanabaznaahu bil'araaa'i wa huwa saqeem

    Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.

  146. Juz 23 · sayfa 451

    وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةًۭ مِّن يَقْطِينٍۢ ﴿١٤٦

    Wa ambatnaa 'alaihi shajaratam mai yaqteen

    Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.

  147. Juz 23 · sayfa 451

    وَأَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ ﴿١٤٧

    Wa arsalnaahu ilaa mi'ati alfin aw yazeedoon

    Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.

  148. Juz 23 · sayfa 451

    فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍۢ ﴿١٤٨

    Fa aamanoo famatta' naahum ilaa heen

    Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

  149. Juz 23 · sayfa 451

    فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ ﴿١٤٩

    Fastaftihim ali Rabbikal banaatu wa lahumul banoon

    Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı?

  150. Juz 23 · sayfa 451

    أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثًۭا وَهُمْ شَٰهِدُونَ ﴿١٥٠

    Am khalaqnal malaaa'i kata inaasanw wa hm shaahidoon

    Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler?

  151. Juz 23 · sayfa 451

    أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ ﴿١٥١

    Alaaa innahum min ifkihim la yaqooloon

    Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.

  152. Juz 23 · sayfa 451

    وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ ﴿١٥٢

    Waladal laahu wa innhum lakaaziboon

    Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.

  153. Juz 23 · sayfa 451

    أَصْطَفَى ٱلْبَنَاتِ عَلَى ٱلْبَنِينَ ﴿١٥٣

    Astafal banaati 'alal baneen

    Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş?

  154. Juz 23 · sayfa 452

    مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ ﴿١٥٤

    Maa lakum kaifa tahkumoon

    Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?

  155. Juz 23 · sayfa 452

    أَفَلَا تَذَكَّرُونَ ﴿١٥٥

    Afalaa tazakkaroon

    Hiç düşünmez misiniz?

  156. Juz 23 · sayfa 452

    أَمْ لَكُمْ سُلْطَٰنٌۭ مُّبِينٌۭ ﴿١٥٦

    Am lakum sultaanum mubeen

    Yoksa apaçık bir deliliniz mi var?

  157. Juz 23 · sayfa 452

    فَأْتُوا۟ بِكِتَٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿١٥٧

    Faatoo bi Kitaabikum in kuntum saadiqeen

    Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım.

  158. Juz 23 · sayfa 452

    وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًۭا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ ﴿١٥٨

    Wa ja'aloo bainahoo wa bainal jinnati nasabaa; wa laqad 'alimatil jinnatu innahum lamuhdaroon

    Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.

  159. Juz 23 · sayfa 452

    سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ ﴿١٥٩

    Subhaanal laahi 'ammaa yasifoon

    Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir.

  160. Juz 23 · sayfa 452

    إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ﴿١٦٠

    Illaa 'ibaadal laahil mukhlaseen

    Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır.

  161. Juz 23 · sayfa 452

    فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ ﴿١٦١

    Fa innakum wa maa ta'ubdoon

    Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.

  162. Juz 23 · sayfa 452

    مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَٰتِنِينَ ﴿١٦٢

    Maaa antum 'alaihi befaaatineen

    Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.

  163. Juz 23 · sayfa 452

    إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ ﴿١٦٣

    Illaa man huwa saalil jaheem

    Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.

  164. Juz 23 · sayfa 452

    وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌۭ مَّعْلُومٌۭ ﴿١٦٤

    Wa maa minnasa illaa lahoo maqaamum ma'loom

    Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."

  165. Juz 23 · sayfa 452

    وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلصَّآفُّونَ ﴿١٦٥

    Wa innaa llanah nus saaffoon

    Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."

  166. Juz 23 · sayfa 452

    وَإِنَّا لَنَحْنُ ٱلْمُسَبِّحُونَ ﴿١٦٦

    Wa innaa lanah nul musabbihoon

    Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."

  167. Juz 23 · sayfa 452

    وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ ﴿١٦٧

    Wa in kaanoo la yaqooloon

    Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.

  168. Juz 23 · sayfa 452

    لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًۭا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿١٦٨

    Law anna 'indana zikram minal awwaleen

    Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.

  169. Juz 23 · sayfa 452

    لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ ﴿١٦٩

    Lakunna 'ibaadal laahil mukhlaseen

    Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.

  170. Juz 23 · sayfa 452

    فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ﴿١٧٠

    Fakafaroo bihee fasawfa ya'lamoon

    Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir.

  171. Juz 23 · sayfa 452

    وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿١٧١

    Wa laqad sabaqat Kalimatunaa li'ibaadinal mursa leen

    And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir.

  172. Juz 23 · sayfa 452

    إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ ﴿١٧٢

    Innaa hum lahumul mansooroon

    Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir.

  173. Juz 23 · sayfa 452

    وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ ﴿١٧٣

    Wa inna jundana lahumul ghaaliboon

    Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.

  174. Juz 23 · sayfa 452

    فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ ﴿١٧٤

    Fatawalla 'anhum hatta heen

    Bir süreye kadar onlara aldırış etme.

  175. Juz 23 · sayfa 452

    وَأَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ﴿١٧٥

    Wa absirhum fasawfa yubsiroon

    Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.

  176. Juz 23 · sayfa 452

    أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ ﴿١٧٦

    Afabi'azaabinaa yasta'jiloon

    Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?

  177. Juz 23 · sayfa 452

    فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ ﴿١٧٧

    Fa izaa nazala bisaahatihim fasaaa'a sabaahul munzareen

    O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!

  178. Juz 23 · sayfa 452

    وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتَّىٰ حِينٍۢ ﴿١٧٨

    Wa tawalla 'anhum hattaa heen

    Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

  179. Juz 23 · sayfa 452

    وَأَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ ﴿١٧٩

    Wa absir fasawfa yubsiroon

    İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.

  180. Juz 23 · sayfa 452

    سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ﴿١٨٠

    Subhaana Rabbika Rabbil 'izzati 'amma yasifoon

    Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir.

  181. Juz 23 · sayfa 452

    وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿١٨١

    Wa salaamun 'alalmursaleen

    Ve selam, peygamberleredir.

  182. Juz 23 · sayfa 452

    وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿١٨٢

    Walhamdu lillaahi Rabbil 'aalameen

    Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır.