Ezber oynatıcısı
Ayet ayet dinleyin, tekrar sayısını seçin ve belirli bir aralığı döngüye alın.
Klavye: Boşluk oynat/duraklat · ← → önceki/sonraki ayet
✓ Arapça metin: Osmanlı hattı (Tanzil onaylı), Al Quran Cloud aracılığıyla.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- Juz 29 · sayfa 575
يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ ﴿١﴾
Yaaa ayyuhal muddassir
Ey örtüye bürünen!
- Juz 29 · sayfa 575
قُمْ فَأَنذِرْ ﴿٢﴾
Qum fa anzir
Kalk da uyar.
- Juz 29 · sayfa 575
وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ ﴿٣﴾
Wa rabbaka fakabbir
Rabbini yücelt.
- Juz 29 · sayfa 575
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ ﴿٤﴾
Wa siyaabaka fatahhir
Giydiklerini temiz tut.
- Juz 29 · sayfa 575
وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ ﴿٥﴾
Warrujza fahjur
Kötü şeyleri terke devam et.
- Juz 29 · sayfa 575
وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ ﴿٦﴾
Wa laa tamnun tastaksir
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
- Juz 29 · sayfa 575
وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ ﴿٧﴾
Wa li Rabbika fasbir
Rabbin için sabret.
- Juz 29 · sayfa 575
فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ ﴿٨﴾
Fa izaa nuqira fin naaqoor
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
- Juz 29 · sayfa 575
فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍۢ يَوْمٌ عَسِيرٌ ﴿٩﴾
Fazaalika yawma 'iziny yawmun 'aseer
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
- Juz 29 · sayfa 575
عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍۢ ﴿١٠﴾
'Alal kaafireena ghayru yaseer
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
- Juz 29 · sayfa 575
ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًۭا ﴿١١﴾
Zamee wa man khalaqtu waheedaa
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
- Juz 29 · sayfa 575
وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًۭا مَّمْدُودًۭا ﴿١٢﴾
Wa ja'altu lahoo maalam mamdoodaa
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
- Juz 29 · sayfa 575
وَبَنِينَ شُهُودًۭا ﴿١٣﴾
Wa baneena shuhoodaa
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
- Juz 29 · sayfa 575
وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًۭا ﴿١٤﴾
Wa mahhattu lahoo tamheeda
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
- Juz 29 · sayfa 575
ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ ﴿١٥﴾
Summa yat ma'u an azeed
Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar;
- Juz 29 · sayfa 575
كَلَّآ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ لِءَايَٰتِنَا عَنِيدًۭا ﴿١٦﴾
Kallaaa innahoo kaana li Aayaatinaa 'aneedaa
Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.
- Juz 29 · sayfa 575
سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا ﴿١٧﴾
Sa urhiquhoo sa'oodaa
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
- Juz 29 · sayfa 576
إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ ﴿١٨﴾
Innahoo fakkara wa qaddar
Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti;
- Juz 29 · sayfa 576
فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ ﴿١٩﴾
Faqutila kayfa qaddar
Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!
- Juz 29 · sayfa 576
ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ ﴿٢٠﴾
Summa qutila kaifa qaddar
Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!
- Juz 29 · sayfa 576
ثُمَّ نَظَرَ ﴿٢١﴾
Summa nazar
Sonra baktı;
- Juz 29 · sayfa 576
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ ﴿٢٢﴾
Summa 'abasa wa basar
Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;
- Juz 29 · sayfa 576
ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ ﴿٢٣﴾
Summaa adbara wastakbar
Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.
- Juz 29 · sayfa 576
فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌۭ يُؤْثَرُ ﴿٢٤﴾
Faqaala in haazaaa illaa sihruny yu'sar
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
- Juz 29 · sayfa 576
إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ ﴿٢٥﴾
In haazaaa illaa qawlul bashar
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
- Juz 29 · sayfa 576
سَأُصْلِيهِ سَقَرَ ﴿٢٦﴾
Sa usleehi saqar
İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.
- Juz 29 · sayfa 576
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ ﴿٢٧﴾
Wa maaa adraaka maa saqar
Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?
- Juz 29 · sayfa 576
لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ ﴿٢٨﴾
Laa tubqee wa laa tazar
O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.
- Juz 29 · sayfa 576
لَوَّاحَةٌۭ لِّلْبَشَرِ ﴿٢٩﴾
Lawwaahatul lilbashar
İnsanın derisini kavurur;
- Juz 29 · sayfa 576
عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ ﴿٣٠﴾
'Alaihaa tis'ata 'ashar
Orada ondokuz bekçi vardır.
- Juz 29 · sayfa 576
وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةًۭ ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةًۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًۭا ۙ وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌۭ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًۭا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ ﴿٣١﴾
Wa maaja''alnaaa As haaban naari illaa malaaa 'ikatanw wa maa ja'alnaa 'iddatahum illaa fitnatal lillazeena kafaroo liyastayqinal lazeena ootul kitaaba wa yazdaadal lazeena aamanooo eemaananw wa laa yartaabal lazeena ootul kitaaba walmu'minoona wa liyaqoolal lazeena fee quloo bihim maradunw walkaafiroona maazaaa araadal laahu bihaazaa masalaa; kazaalika yudillul laahu many yashaaa'u wa yahdee many yashaaa'; wa maa ya'lamu junooda rabbika illaa hoo; wa maa hiya illaa zikraa lil bashar
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.
- Juz 29 · sayfa 576
كَلَّا وَٱلْقَمَرِ ﴿٣٢﴾
Kallaa walqamar
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
- Juz 29 · sayfa 576
وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ ﴿٣٣﴾
Wallaili adbar
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
- Juz 29 · sayfa 576
وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ ﴿٣٤﴾
Wassub hi izaaa asfar
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
- Juz 29 · sayfa 576
إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ ﴿٣٥﴾
Innahaa la ihdal kubar
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
- Juz 29 · sayfa 576
نَذِيرًۭا لِّلْبَشَرِ ﴿٣٦﴾
Nazeeral lilbashar
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
- Juz 29 · sayfa 576
لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ ﴿٣٧﴾
Liman shaaa'a minkum any yataqaddama aw yata akhkhar
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
- Juz 29 · sayfa 576
كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ ﴿٣٨﴾
Kullu nafsim bim kasabat raheenah
Herkes kazancına bağlı bir rehindir;
- Juz 29 · sayfa 576
إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ ﴿٣٩﴾
Illaaa as haabal yameen
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
- Juz 29 · sayfa 576
فِى جَنَّٰتٍۢ يَتَسَآءَلُونَ ﴿٤٠﴾
Fee jannaatiny yata saaa'aloon
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
- Juz 29 · sayfa 576
عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ ﴿٤١﴾
'Anil mujrimeen
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
- Juz 29 · sayfa 576
مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ ﴿٤٢﴾
Maa salakakum fee saqar
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
- Juz 29 · sayfa 576
قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ ﴿٤٣﴾
Qaaloo lam naku minal musalleen
Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."
- Juz 29 · sayfa 576
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ ﴿٤٤﴾
Wa lam naku nut'imul miskeen
"Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."
- Juz 29 · sayfa 576
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ ﴿٤٥﴾
Wa kunnaa nakhoodu ma'al khaaa'ideen
"Batıla dalanlarla biz de dalardık."
- Juz 29 · sayfa 576
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ ﴿٤٦﴾
Wa kunnaa nukazzibu bi yawmid Deen
"Ceza gününü yalanlardık."
- Juz 29 · sayfa 576
حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ ﴿٤٧﴾
Hattaaa ataanal yaqeen
"Ölüm bize o haldeyken geldi."
- Juz 29 · sayfa 577
فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ ﴿٤٨﴾
Famaa tanfa'uhum shafaa'atush shaafi'een
Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
- Juz 29 · sayfa 577
فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ ﴿٤٩﴾
Famaa lahum 'anittazkirati mu'rideen
Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?
- Juz 29 · sayfa 577
كَأَنَّهُمْ حُمُرٌۭ مُّسْتَنفِرَةٌۭ ﴿٥٠﴾
Ka annahum humurum mustanfirah
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
- Juz 29 · sayfa 577
فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ ﴿٥١﴾
Farrat min qaswarah
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
- Juz 29 · sayfa 577
بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًۭا مُّنَشَّرَةًۭ ﴿٥٢﴾
Bal yureedu kullum ri'im minhum any yu'taa suhufam munashsharah
Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.
- Juz 29 · sayfa 577
كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْءَاخِرَةَ ﴿٥٣﴾
Kallaa bal laa yakhaafoonal aakhirah
Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.
- Juz 29 · sayfa 577
كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌۭ ﴿٥٤﴾
Kallaaa innahoo tazkirah
Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür.
- Juz 29 · sayfa 577
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ ﴿٥٥﴾
Fa man shaaa'a zakarah
Dileyen kimse öğüt alır.
- Juz 29 · sayfa 577
وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ ﴿٥٦﴾
Wa maa yazkuroona illaaa any yashaaa'al laah; Huwa ahlut taqwaa wa ahlul maghfirah
Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.