Ezber oynatıcısı
Ayet ayet dinleyin, tekrar sayısını seçin ve belirli bir aralığı döngüye alın.
Klavye: Boşluk oynat/duraklat · ← → önceki/sonraki ayet
✓ Arapça metin: Osmanlı hattı (Tanzil onaylı), Al Quran Cloud aracılığıyla.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- Juz 29 · sayfa 568
سَأَلَ سَآئِلٌۢ بِعَذَابٍۢ وَاقِعٍۢ ﴿١﴾
Sa ala saaa'ilum bi'azaa binw-waaqi'
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
- Juz 29 · sayfa 568
لِّلْكَٰفِرِينَ لَيْسَ لَهُۥ دَافِعٌۭ ﴿٢﴾
Lilkaafireen laisa lahoo daafi'
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
- Juz 29 · sayfa 568
مِّنَ ٱللَّهِ ذِى ٱلْمَعَارِجِ ﴿٣﴾
Minal laahi zil ma'aarij
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
- Juz 29 · sayfa 568
تَعْرُجُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَٱلرُّوحُ إِلَيْهِ فِى يَوْمٍۢ كَانَ مِقْدَارُهُۥ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍۢ ﴿٤﴾
Ta'rujul malaaa'ikatu war Roohu ilaihi fee yawmin kaana miqdaaruhoo khamseena alfa sanah
Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.
- Juz 29 · sayfa 568
فَٱصْبِرْ صَبْرًۭا جَمِيلًا ﴿٥﴾
Fasbir ssabran jameelaa
Güzel güzel sabret;
- Juz 29 · sayfa 568
إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُۥ بَعِيدًۭا ﴿٦﴾
Inaahum yarawnahoo ba'eedaa
Doğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar.
- Juz 29 · sayfa 568
وَنَرَىٰهُ قَرِيبًۭا ﴿٧﴾
Wa naraahu qareebaa
Ama biz onu yakın görmekteyiz.
- Juz 29 · sayfa 568
يَوْمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلْمُهْلِ ﴿٨﴾
Yawma takoonus samaaa'u kalmuhl
Gök, o gün, erimiş maden gibi olur.
- Juz 29 · sayfa 568
وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ ﴿٩﴾
Wa takoonul jibaalu kal'ihn
Dağlar da atılmış pamuğa döner.
- Juz 29 · sayfa 568
وَلَا يَسْـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمًۭا ﴿١٠﴾
Wa laa yas'alu hameemun hameemaa
Hiç bir dost diğer bir dostunu sormaz.
- Juz 29 · sayfa 569
يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ ﴿١١﴾
Yubassaroonahum; ya waddul mujrimu law yaftadee min 'azaabi yawma'izim bibaneeh
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
- Juz 29 · sayfa 569
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ ﴿١٢﴾
Wa saahibatihee wa akheeh
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
- Juz 29 · sayfa 569
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِى تُـْٔوِيهِ ﴿١٣﴾
Wa faseelathil latee tu'weeh
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
- Juz 29 · sayfa 569
وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًۭا ثُمَّ يُنجِيهِ ﴿١٤﴾
Wa man fil ardi jamee'an summa yunjeeh
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
- Juz 29 · sayfa 569
كَلَّآ ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ ﴿١٥﴾
Kallaa innahaa lazaa
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
- Juz 29 · sayfa 569
نَزَّاعَةًۭ لِّلشَّوَىٰ ﴿١٦﴾
Nazzaa'atal lishshawaa
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
- Juz 29 · sayfa 569
تَدْعُوا۟ مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ ﴿١٧﴾
Tad'oo man adbara wa tawallaa
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
- Juz 29 · sayfa 569
وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰٓ ﴿١٨﴾
W jama'a fa aw'aa
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
- Juz 29 · sayfa 569
۞ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا ﴿١٩﴾
Innal insaana khuliqa haloo'aa
İnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır:
- Juz 29 · sayfa 569
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعًۭا ﴿٢٠﴾
Izaa massahush sharru jazoo'aa
Başına bir fenalık gelince feryat eder,
- Juz 29 · sayfa 569
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلْخَيْرُ مَنُوعًا ﴿٢١﴾
Wa izaa massahul khairu manoo'aa
Bir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder;
- Juz 29 · sayfa 569
إِلَّا ٱلْمُصَلِّينَ ﴿٢٢﴾
Illal musalleen
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
- Juz 29 · sayfa 569
ٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَآئِمُونَ ﴿٢٣﴾
Allazeena hum 'alaa Salaatihim daaa'imoon
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
- Juz 29 · sayfa 569
وَٱلَّذِينَ فِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ مَّعْلُومٌۭ ﴿٢٤﴾
Wallazeena feee amwaalihim haqqum ma'loom
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
- Juz 29 · sayfa 569
لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ ﴿٢٥﴾
Lissaaa 'ili walmahroom
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
- Juz 29 · sayfa 569
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ ﴿٢٦﴾
Wallazeena yusaddiqoona bi yawmid Deen
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
- Juz 29 · sayfa 569
وَٱلَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ ﴿٢٧﴾
Wallazeena hum min 'azaabi Rabbihim mushfiqoon
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
- Juz 29 · sayfa 569
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍۢ ﴿٢٨﴾
Inna 'azaaba Rabbihim ghairu maamoon
Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir.
- Juz 29 · sayfa 569
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَٰفِظُونَ ﴿٢٩﴾
Wallazeena hum lifuroo jihim haafizoon
Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
- Juz 29 · sayfa 569
إِلَّا عَلَىٰٓ أَزْوَٰجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ ﴿٣٠﴾
Illaa 'alaaa azwaajihim aw maa malakat aymaanuhum fainnahum ghairu maloomeen
Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
- Juz 29 · sayfa 569
فَمَنِ ٱبْتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْعَادُونَ ﴿٣١﴾
Famanib taghaa waraaa'a zaalika fa ulaaa'ika humul 'aadoon
Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir.
- Juz 29 · sayfa 569
وَٱلَّذِينَ هُمْ لِأَمَٰنَٰتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَٰعُونَ ﴿٣٢﴾
Wallazeena hum li amaa naatihim wa 'ahdihim raa'oon
Emanetlerini ve sözlerini yerine getirenler,
- Juz 29 · sayfa 569
وَٱلَّذِينَ هُم بِشَهَٰدَٰتِهِمْ قَآئِمُونَ ﴿٣٣﴾
Wallazeena hum bishahaadaatihim qaaa'imoon
Şahidliklerini gereği gibi yapanlar,
- Juz 29 · sayfa 569
وَٱلَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ ﴿٣٤﴾
Wallazeena hum 'alaa salaatihim yuhaafizoon
Namazlarına riayet edenler,
- Juz 29 · sayfa 569
أُو۟لَٰٓئِكَ فِى جَنَّٰتٍۢ مُّكْرَمُونَ ﴿٣٥﴾
Ulaaa'ika fee jannaatim mukramoon
İşte onlar, cennetlerde ikram olunacak kimselerdir.
- Juz 29 · sayfa 569
فَمَالِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ ﴿٣٦﴾
Famaa lil lazeena kafaroo qibalaka muhti'een
İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?
- Juz 29 · sayfa 569
عَنِ ٱلْيَمِينِ وَعَنِ ٱلشِّمَالِ عِزِينَ ﴿٣٧﴾
'Anil yameeni wa 'anish shimaali 'izeen
İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?
- Juz 29 · sayfa 569
أَيَطْمَعُ كُلُّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ أَن يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍۢ ﴿٣٨﴾
Ayatma'u kullum ri'im minhum anyyudkhala jannata Na'eem
Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?
- Juz 29 · sayfa 569
كَلَّآ ۖ إِنَّا خَلَقْنَٰهُم مِّمَّا يَعْلَمُونَ ﴿٣٩﴾
Kallaaa innaa khalaq nahum mimmaa ya'lamoon
Hayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır.
- Juz 29 · sayfa 570
فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَٰرِقِ وَٱلْمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ ﴿٤٠﴾
Falaaa uqsimu bi Rabbil mashaariqi wal maghaaribi innaa laqaadiroon
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.
- Juz 29 · sayfa 570
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ خَيْرًۭا مِّنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ ﴿٤١﴾
'Alaaa an nubaddila khairam minhum wa maa Nahnu bimasbooqeen
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.
- Juz 29 · sayfa 570
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ ﴿٤٢﴾
Fazarhum yakhoodoo wa yal'aboo hattaa yulaaqoo yaw mahumul lazee yoo'adoon
Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar.
- Juz 29 · sayfa 570
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ سِرَاعًۭا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍۢ يُوفِضُونَ ﴿٤٣﴾
Yawma yakhrujoona minal ajdaasi siraa'an ka anna hum ilaa nusubiny yoofidoon
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.
- Juz 29 · sayfa 570
خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۭ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ ﴿٤٤﴾
Khaashi'atan absaaruhum tarhaquhum zillah; zaalikal yawmul lazee kaanoo yoo'adoon
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.