Sure 56

Al-Waqi'ah الواقعة

Vakia SuresiMekkî96 ayet
Hata Bildir
Hifd

Ezber oynatıcısı

Ayet ayet dinleyin, tekrar sayısını seçin ve belirli bir aralığı döngüye alın.

Ayet 1/ 96 · Mahmoud Khalil Al-Husary

Klavye: Boşluk oynat/duraklat · ← → önceki/sonraki ayet

0:000:00

Al-Waqi'ah

Arapça metin: Osmanlı hattı (Tanzil onaylı), Al Quran Cloud aracılığıyla.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. Juz 27 · sayfa 534

    إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ ﴿١

    Izaa waqa'atil waaqi'ah

    Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

  2. Juz 27 · sayfa 534

    لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ ﴿٢

    Laisa liwaq'atihaa kaazibah

    Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

  3. Juz 27 · sayfa 534

    خَافِضَةٌۭ رَّافِعَةٌ ﴿٣

    Khafidatur raafi'ah

    Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

  4. Juz 27 · sayfa 534

    إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّۭا ﴿٤

    Izaa rujjatil ardu rajjaa

    Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

  5. Juz 27 · sayfa 534

    وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّۭا ﴿٥

    Wa bussatil jibaalu bassaa

    Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

  6. Juz 27 · sayfa 534

    فَكَانَتْ هَبَآءًۭ مُّنۢبَثًّۭا ﴿٦

    Fakaanat habaaa'am mumbassaa

    Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

  7. Juz 27 · sayfa 534

    وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًۭا ثَلَٰثَةًۭ ﴿٧

    Wa kuntum azwaajan salaasah

    Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

  8. Juz 27 · sayfa 534

    فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ ﴿٨

    Fa as haabul maimanati maaa as haabul maimanah

    İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

  9. Juz 27 · sayfa 534

    وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ ﴿٩

    Wa as haabul mash'amati maaa as haabul mash'amah

    Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

  10. Juz 27 · sayfa 534

    وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ ﴿١٠

    Wassaabiqoonas saabiqoon

    İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.

  11. Juz 27 · sayfa 534

    أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ ﴿١١

    Ulaaa'ikal muqarraboon

    Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

  12. Juz 27 · sayfa 534

    فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ﴿١٢

    Fee Jannaatin Na'eem

    Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

  13. Juz 27 · sayfa 534

    ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿١٣

    Sullatum minal awwaleen

    Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

  14. Juz 27 · sayfa 534

    وَقَلِيلٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ ﴿١٤

    Wa qaleelum minal aa khireen

    Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

  15. Juz 27 · sayfa 534

    عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّوْضُونَةٍۢ ﴿١٥

    'Alaa sururim mawdoonah

    Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

  16. Juz 27 · sayfa 534

    مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ ﴿١٦

    Muttaki'eena 'alaihaa mutaqabileen

    Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

  17. Juz 27 · sayfa 535

    يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ ﴿١٧

    Yatoofu 'alaihim wildaa num mukkhalladoon

    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

  18. Juz 27 · sayfa 535

    بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ ﴿١٨

    Bi akwaabinw wa abaareeq, wa kaasim mim ma'een

    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

  19. Juz 27 · sayfa 535

    لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ ﴿١٩

    Laa yusadda'oona 'anhaa wa laa yunzifoon

    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

  20. Juz 27 · sayfa 535

    وَفَٰكِهَةٍۢ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ﴿٢٠

    Wa faakihatim mimmaa yatakhaiyaroon

    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

  21. Juz 27 · sayfa 535

    وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ ﴿٢١

    Wa lahmi tairim mimmaa yashtahoon

    Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

  22. Juz 27 · sayfa 535

    وَحُورٌ عِينٌۭ ﴿٢٢

    Wa hoorun'een

    İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

  23. Juz 27 · sayfa 535

    كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ ﴿٢٣

    Ka amsaalil lu'lu'il maknoon

    İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

  24. Juz 27 · sayfa 535

    جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿٢٤

    Jazaaa'am bimaa kaanoo ya'maloon

    İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

  25. Juz 27 · sayfa 535

    لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا ﴿٢٥

    Laa yasma'oona feehaa laghwanw wa laa taaseemaa

    Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.

  26. Juz 27 · sayfa 535

    إِلَّا قِيلًۭا سَلَٰمًۭا سَلَٰمًۭا ﴿٢٦

    Illaa qeelan salaaman salaamaa

    Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

  27. Juz 27 · sayfa 535

    وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ ﴿٢٧

    Wa as haabul yameeni maaa as haabul Yameen

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  28. Juz 27 · sayfa 535

    فِى سِدْرٍۢ مَّخْضُودٍۢ ﴿٢٨

    Fee sidrim makhdood

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  29. Juz 27 · sayfa 535

    وَطَلْحٍۢ مَّنضُودٍۢ ﴿٢٩

    Wa talhim mandood

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  30. Juz 27 · sayfa 535

    وَظِلٍّۢ مَّمْدُودٍۢ ﴿٣٠

    Wa zillim mamdood

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  31. Juz 27 · sayfa 535

    وَمَآءٍۢ مَّسْكُوبٍۢ ﴿٣١

    Wa maaa'im maskoob

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  32. Juz 27 · sayfa 535

    وَفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ ﴿٣٢

    Wa faakihatin kaseerah

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  33. Juz 27 · sayfa 535

    لَّا مَقْطُوعَةٍۢ وَلَا مَمْنُوعَةٍۢ ﴿٣٣

    Laa maqtoo'atinw wa laa mamnoo'ah

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  34. Juz 27 · sayfa 535

    وَفُرُشٍۢ مَّرْفُوعَةٍ ﴿٣٤

    Wa furushim marfoo'ah

    Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

  35. Juz 27 · sayfa 535

    إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءًۭ ﴿٣٥

    Innaaa anshaanaahunna inshaaa'aa

    Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

  36. Juz 27 · sayfa 535

    فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا ﴿٣٦

    Faja'alnaahunna abkaaraa

    Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

  37. Juz 27 · sayfa 535

    عُرُبًا أَتْرَابًۭا ﴿٣٧

    'Uruban atraabaa

    Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

  38. Juz 27 · sayfa 535

    لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ﴿٣٨

    Li as haabil yameen

    Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

  39. Juz 27 · sayfa 535

    ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿٣٩

    Sullatum minal awwa leen

    Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

  40. Juz 27 · sayfa 535

    وَثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ ﴿٤٠

    Wa sullatum minal aakhireen

    Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

  41. Juz 27 · sayfa 535

    وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ ﴿٤١

    Wa as haabush shimaali maaa as haabush shimaal

    Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

  42. Juz 27 · sayfa 535

    فِى سَمُومٍۢ وَحَمِيمٍۢ ﴿٤٢

    Fee samoominw wa hameem

    İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

  43. Juz 27 · sayfa 535

    وَظِلٍّۢ مِّن يَحْمُومٍۢ ﴿٤٣

    Wa zillim miny yahmoom

    İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

  44. Juz 27 · sayfa 535

    لَّا بَارِدٍۢ وَلَا كَرِيمٍ ﴿٤٤

    Laa baaridinw wa laa kareem

    İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

  45. Juz 27 · sayfa 535

    إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ ﴿٤٥

    Innaahum kaanoo qabla zaalika mutrafeen

    Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

  46. Juz 27 · sayfa 535

    وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ ﴿٤٦

    Wa kaanoo yusirroona 'alal hinsil 'azeem

    Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

  47. Juz 27 · sayfa 535

    وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ ﴿٤٧

    Wa kaanoo yaqooloona a'izaa mitnaa wa kunnaa turaabanw wa izaaman'ainnaa lamab'oosoon

    Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"

  48. Juz 27 · sayfa 535

    أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ ﴿٤٨

    Awa aabaaa'unal awwaloon

    "Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"

  49. Juz 27 · sayfa 535

    قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْءَاخِرِينَ ﴿٤٩

    Qul innal awwaleena wal aakhireen

    De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

  50. Juz 27 · sayfa 535

    لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ ﴿٥٠

    Lamajmoo'oona ilaa meeqaati yawmim ma'loon

    De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

  51. Juz 27 · sayfa 536

    ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ ﴿٥١

    summa innakum ayyuhad daaalloonal mukazziboon

    Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

  52. Juz 27 · sayfa 536

    لَءَاكِلُونَ مِن شَجَرٍۢ مِّن زَقُّومٍۢ ﴿٥٢

    La aakiloona min shaja rim min zaqqoom

    Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.

  53. Juz 27 · sayfa 536

    فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ ﴿٥٣

    Famaali'oona minhal butoon

    Karınlarınızı onunla dolduracaksınız;

  54. Juz 27 · sayfa 536

    فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ ﴿٥٤

    Fashaariboona 'alaihi minal hameem

    Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;

  55. Juz 27 · sayfa 536

    فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ ﴿٥٥

    Fashaariboona shurbal heem

    Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;

  56. Juz 27 · sayfa 536

    هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ ﴿٥٦

    Haazaa nuzuluhum yawmad deen

    İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.

  57. Juz 27 · sayfa 536

    نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ ﴿٥٧

    Nahnu khalaqnaakum falaw laa tusaddiqoon

    Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?

  58. Juz 27 · sayfa 536

    أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ ﴿٥٨

    Afara'aytum maa tumnoon

    Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

  59. Juz 27 · sayfa 536

    ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ ﴿٥٩

    'A-antum takhluqoo nahooo am nahnul khaaliqoon

    Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

  60. Juz 27 · sayfa 536

    نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ ﴿٦٠

    Nahnu qaddarnaa baina kumul mawta wa maa nahnu bimasbooqeen

    Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

  61. Juz 27 · sayfa 536

    عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿٦١

    'Alaaa an nubaddila amsaalakum wa nunshi'akum fee maa laa ta'lamoon

    Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

  62. Juz 27 · sayfa 536

    وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ ﴿٦٢

    Wa laqad 'alimtumun nash atal oolaa falaw laa tazakkaroon

    And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?

  63. Juz 27 · sayfa 536

    أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ ﴿٦٣

    Afara'aytum maa tahrusoon

    Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

  64. Juz 27 · sayfa 536

    ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ ﴿٦٤

    'A-antum tazra'oonahooo am nahnuz zaari'ooon

    Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

  65. Juz 27 · sayfa 536

    لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًۭا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ ﴿٦٥

    Law nashaaa'u laja'al naahu hutaaman fazaltum tafakkahoon

    Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

  66. Juz 27 · sayfa 536

    إِنَّا لَمُغْرَمُونَ ﴿٦٦

    Innaa lamughramoon

    Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

  67. Juz 27 · sayfa 536

    بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ ﴿٦٧

    Bal nahnu mahroomoon

    Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

  68. Juz 27 · sayfa 536

    أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ ﴿٦٨

    Afara'aytumul maaa'allazee tashraboon

    Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

  69. Juz 27 · sayfa 536

    ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ ﴿٦٩

    'A-antum anzaltumoohu minal muzni am nahnul munziloon

    Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

  70. Juz 27 · sayfa 536

    لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًۭا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ ﴿٧٠

    Law nashaaa'u ja'alnaahu ujaajan falaw laa tashkuroon

    Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?

  71. Juz 27 · sayfa 536

    أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ ﴿٧١

    Afara'aytumun naaral latee tooroon

    Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

  72. Juz 27 · sayfa 536

    ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ ﴿٧٢

    'A-antum anshaatum shajaratahaaa am nahnul munshi'oon

    Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

  73. Juz 27 · sayfa 536

    نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةًۭ وَمَتَٰعًۭا لِّلْمُقْوِينَ ﴿٧٣

    Nahnu ja'alnaahaa tazkira tanw wa mataa'al lilmuqween

    Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.

  74. Juz 27 · sayfa 536

    فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ﴿٧٤

    Fasabbih bismi Rabbikal 'azeem

    Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

  75. Juz 27 · sayfa 536

    ۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ ﴿٧٥

    Falaa uqsimu bimaawaa qi'innujoom

    Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

  76. Juz 27 · sayfa 536

    وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌۭ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ ﴿٧٦

    Wa innahoo laqasamul lawta'lamoona'azeem

    Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

  77. Juz 27 · sayfa 537

    إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌۭ كَرِيمٌۭ ﴿٧٧

    Innahoo la quraanun kareem

    Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

  78. Juz 27 · sayfa 537

    فِى كِتَٰبٍۢ مَّكْنُونٍۢ ﴿٧٨

    Fee kitaabim maknoon

    Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

  79. Juz 27 · sayfa 537

    لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ ﴿٧٩

    Laa yamassuhooo illal mutahharoon

    Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

  80. Juz 27 · sayfa 537

    تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿٨٠

    Tanzeelum mir Rabbil'aalameen

    Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

  81. Juz 27 · sayfa 537

    أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ ﴿٨١

    Afabihaazal hadeesi antum mudhinoon

    Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?

  82. Juz 27 · sayfa 537

    وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ ﴿٨٢

    Wa taj'aloona rizqakum annakum tukazziboon

    Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?

  83. Juz 27 · sayfa 537

    فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ ﴿٨٣

    Falaw laaa izaa balaghatil hulqoom

    Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

  84. Juz 27 · sayfa 537

    وَأَنتُمْ حِينَئِذٍۢ تَنظُرُونَ ﴿٨٤

    Wa antum heena'izin tanzuroon

    Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

  85. Juz 27 · sayfa 537

    وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ ﴿٨٥

    Wa nahnu aqrabu ilaihi minkum wa laakil laa tubsiroon

    Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

  86. Juz 27 · sayfa 537

    فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ ﴿٨٦

    Falaw laaa in kuntum ghira madeeneen

    Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

  87. Juz 27 · sayfa 537

    تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿٨٧

    Tarji'oonahaaa in kuntum saadiqeen

    Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

  88. Juz 27 · sayfa 537

    فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ ﴿٨٨

    Fa ammaaa in kaana minal muqarrabeen

    Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

  89. Juz 27 · sayfa 537

    فَرَوْحٌۭ وَرَيْحَانٌۭ وَجَنَّتُ نَعِيمٍۢ ﴿٨٩

    Farawhunw wa raihaa nunw wa jannatu na'eem

    Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

  90. Juz 27 · sayfa 537

    وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ﴿٩٠

    Wa ammaaa in kaana min as haabil yameen

    Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,

  91. Juz 27 · sayfa 537

    فَسَلَٰمٌۭ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ ﴿٩١

    Fasalaamul laka min as haabil yameen

    "Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.

  92. Juz 27 · sayfa 537

    وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ ﴿٩٢

    Wa ammaaa in kaana minal mukazzibeenad daaalleen

    Eğer, sapık yalancılardan ise,

  93. Juz 27 · sayfa 537

    فَنُزُلٌۭ مِّنْ حَمِيمٍۢ ﴿٩٣

    Fanuzulum min hameem

    Ona kaynar sudan konukluk sunulur.

  94. Juz 27 · sayfa 537

    وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ ﴿٩٤

    Wa tasliyatu jaheem

    Cehenneme sokulur.

  95. Juz 27 · sayfa 537

    إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ ﴿٩٥

    Inna haaza lahuwa haqqul yaqeen

    Doğrusu kesin gerçek budur.

  96. Juz 27 · sayfa 537

    فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ ﴿٩٦

    Fasabbih bismi rabbikal 'azeem

    Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.