Sure 51

Adh-Dhariyat الذاريات

Zariyat SuresiMekkî60 ayet
Hata Bildir
Hifd

Ezber oynatıcısı

Ayet ayet dinleyin, tekrar sayısını seçin ve belirli bir aralığı döngüye alın.

Ayet 1/ 60 · Mahmoud Khalil Al-Husary

Klavye: Boşluk oynat/duraklat · ← → önceki/sonraki ayet

0:000:00

Adh-Dhariyat

Arapça metin: Osmanlı hattı (Tanzil onaylı), Al Quran Cloud aracılığıyla.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. Juz 26 · sayfa 520

    وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًۭا ﴿١

    Waz-zaariyaati zarwaa

    Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

  2. Juz 26 · sayfa 520

    فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًۭا ﴿٢

    Falhaamilaati wiqraa

    Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

  3. Juz 26 · sayfa 520

    فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًۭا ﴿٣

    Faljaariyaati yusraa

    Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

  4. Juz 26 · sayfa 520

    فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا ﴿٤

    Falmuqassimaati amraa

    Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

  5. Juz 26 · sayfa 520

    إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۭ ﴿٥

    Innamaa too'adoona la-saadiq

    Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

  6. Juz 26 · sayfa 520

    وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌۭ ﴿٦

    Wa innad deena la waaqi'

    Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.

  7. Juz 26 · sayfa 521

    وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ ﴿٧

    Wassamaaa'i zaatil hubuk

    İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.

  8. Juz 26 · sayfa 521

    إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍۢ مُّخْتَلِفٍۢ ﴿٨

    Innakum lafee qawlim mukhtalif

    İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.

  9. Juz 26 · sayfa 521

    يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ ﴿٩

    Yu'faku 'anhu man ufik

    Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür.

  10. Juz 26 · sayfa 521

    قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ ﴿١٠

    Qutilal kharraasoon

    Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!

  11. Juz 26 · sayfa 521

    ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍۢ سَاهُونَ ﴿١١

    Allazeena hum fee ghamratin saahoon

    Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!

  12. Juz 26 · sayfa 521

    يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ ﴿١٢

    Yas'aloona ayyaana yawmud Deen

    İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.

  13. Juz 26 · sayfa 521

    يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ ﴿١٣

    Yawma hum 'alan naari yuftanoon

    O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür.

  14. Juz 26 · sayfa 521

    ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ ﴿١٤

    Zooqoo fitnatakum haa zal lazee kuntum bihee tas ta'jiloon

    Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.

  15. Juz 26 · sayfa 521

    إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍ ﴿١٥

    Innal muttaqeena fee jannaatinw wa 'uyoon

    Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.

  16. Juz 26 · sayfa 521

    ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ ﴿١٦

    Aakhizeena maaa aataahum Rabbuhum; innahum kaanoo qabla zaalika muhsineen

    Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.

  17. Juz 26 · sayfa 521

    كَانُوا۟ قَلِيلًۭا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ ﴿١٧

    kaanoo qaleelam minal laili maa yahja'oon

    Onlar, geceleri az uyuyanlardı.

  18. Juz 26 · sayfa 521

    وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ ﴿١٨

    Wa bilashaari hum yastaghfiroon

    Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.

  19. Juz 26 · sayfa 521

    وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّۭ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ ﴿١٩

    Wa feee amwaalihim haqqul lissaaa'ili walmahroom

    Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.

  20. Juz 26 · sayfa 521

    وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌۭ لِّلْمُوقِنِينَ ﴿٢٠

    Wa fil ardi aayaatul lilmooqineen

    Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?

  21. Juz 26 · sayfa 521

    وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ ﴿٢١

    Wa feee anfusikum; afalaa tubsiroon

    Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?

  22. Juz 26 · sayfa 521

    وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ ﴿٢٢

    Wa fissamaaa'i rizqukum wa maa too'adoon

    Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir.

  23. Juz 26 · sayfa 521

    فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّۭ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ ﴿٢٣

    Fawa Rabbis samaaa'i wal ardi innahoo lahaqqum misla maa annakum tantiqoon

    Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.

  24. Juz 26 · sayfa 521

    هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ ﴿٢٤

    Hal ataaka hadeesu daifi Ibraaheemal mukrameen

    İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi?

  25. Juz 26 · sayfa 521

    إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًۭا ۖ قَالَ سَلَٰمٌۭ قَوْمٌۭ مُّنكَرُونَ ﴿٢٥

    Iz dakhaloo 'alaihi faqaaloo salaaman qaala salaamun qawmum munkaroon

    Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti.

  26. Juz 26 · sayfa 521

    فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍۢ سَمِينٍۢ ﴿٢٦

    Faraagha ilaaa ahlihee fajaaa'a bi'ijlin sameen

    Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.

  27. Juz 26 · sayfa 521

    فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ ﴿٢٧

    Faqarrabahooo ilaihim qaala alaa taakuloon

    Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.

  28. Juz 26 · sayfa 521

    فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةًۭ ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍۢ ﴿٢٨

    Fa awjasa minhm khee fatan qaaloo laa takhaf wa bashsharoohu bighulaamin 'aleem

    (Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler.

  29. Juz 26 · sayfa 521

    فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍۢ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌۭ ﴿٢٩

    Fa aqbalatim ra-atuhoo fee sarratin fasakkat wajhahaa wa qaalat 'ajoozun 'aqeem

    Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi.

  30. Juz 26 · sayfa 521

    قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ ﴿٣٠

    Qaaloo kazaaliki qaala Rabbuki innahoo huwal hakeemul 'aleem

    Melekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler.

  31. Juz 27 · sayfa 522

    ۞ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ ﴿٣١

    Qaala famaa khatbukum ayyuhal mursaloon

    İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.

  32. Juz 27 · sayfa 522

    قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍۢ مُّجْرِمِينَ ﴿٣٢

    Qaalooo innaaa ursilnaaa ilaa qawmim mujrimeen

    Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.

  33. Juz 27 · sayfa 522

    لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةًۭ مِّن طِينٍۢ ﴿٣٣

    Linursila 'alaihim hijaa ratam min teen

    Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.

  34. Juz 27 · sayfa 522

    مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ ﴿٣٤

    Musawwamatan 'inda rabbika lilmusrifeen

    Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.

  35. Juz 27 · sayfa 522

    فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿٣٥

    Fa akhrajnaa man kaana feehaa minal mu'mineen

    Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık.

  36. Juz 27 · sayfa 522

    فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍۢ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ ﴿٣٦

    Famaa wajadnaa feehaa ghaira baitim minal muslimeen

    Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk.

  37. Juz 27 · sayfa 522

    وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةًۭ لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ ﴿٣٧

    Wa taraknaa feehaaa aayatal lillazeena yakhaafoonal 'azaabal aleem

    Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık.

  38. Juz 27 · sayfa 522

    وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ ﴿٣٨

    Wa fee Moosaaa iz arsalnaahu ilaa Fir'wna bisultaa nim mubeen

    Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik.

  39. Juz 27 · sayfa 522

    فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌۭ ﴿٣٩

    Fatawalla biruknihee wa qaala saahirun aw majnoon

    Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi.

  40. Juz 27 · sayfa 522

    فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌۭ ﴿٤٠

    Fa akhaznaahu wa junoo dahoo fanabaznaahum fil yammi wa huwa muleem

    Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.

  41. Juz 27 · sayfa 522

    وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ ﴿٤١

    Wa fee 'Aadin iz arsalnaa 'alaihimur reehal'aqeem

    Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.

  42. Juz 27 · sayfa 522

    مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ ﴿٤٢

    Maa tazaru min shai'in atat 'alaihi illaa ja'alat hu karrameem

    Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.

  43. Juz 27 · sayfa 522

    وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍۢ ﴿٤٣

    Wa fee Samooda iz qeela lahum tamatta''oo hattaa heen

    Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti.

  44. Juz 27 · sayfa 522

    فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ ﴿٤٤

    Fa'ataw 'an amri Rabbihim fa akhazal humus saa'iqatu wa hum yanzuroon

    Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.

  45. Juz 27 · sayfa 522

    فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مِن قِيَامٍۢ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ ﴿٤٥

    Famas tataa'oo min qiyaaminw wa maa kaanoo muntasireen

    Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler.

  46. Juz 27 · sayfa 522

    وَقَوْمَ نُوحٍۢ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًۭا فَٰسِقِينَ ﴿٤٦

    Wa qawma Noohim min qablu innahum kaano qawman faasiqeen

    Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti.

  47. Juz 27 · sayfa 522

    وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍۢ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ ﴿٤٧

    Wassamaaa'a banainaa haa bi aydinw wa innaa lamoosi'oon

    Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.

  48. Juz 27 · sayfa 522

    وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَٰهِدُونَ ﴿٤٨

    Wal arda farashnaahaa fani'mal maahidoon

    Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz!

  49. Juz 27 · sayfa 522

    وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ﴿٤٩

    Wa min kulli shai'in khalaqnaa zawjaini la'allakum tazakkaroon

    İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır.

  50. Juz 27 · sayfa 522

    فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ ﴿٥٠

    Fafirrooo ilal laahi innee lakum minhu nazeerum mubeen

    De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."

  51. Juz 27 · sayfa 522

    وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ ۖ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌۭ ﴿٥١

    Wa laa taj'aloo ma'al laahi ilaahan aakhara innee lakum minhu nazeerum mubeen

    "Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."

  52. Juz 27 · sayfa 523

    كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ ﴿٥٢

    Kazaalika maaa atal lazeena min qablihim mir Rasoolin illaa qaaloo saahirun aw majnoon

    Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi.

  53. Juz 27 · sayfa 523

    أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌۭ طَاغُونَ ﴿٥٣

    Atawaasaw bih; bal hum qawmun taaghoon

    Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir.

  54. Juz 27 · sayfa 523

    فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍۢ ﴿٥٤

    Fatawalla 'anhum famaaa anta bimaloom

    Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.

  55. Juz 27 · sayfa 523

    وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿٥٥

    Wa zakkir fa innaz zikraa tanfa'ul mu'mineen

    Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir.

  56. Juz 27 · sayfa 523

    وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ ﴿٥٦

    Wa maa khalaqtul jinna wal insa illaa liya'budoon

    Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır.

  57. Juz 27 · sayfa 523

    مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍۢ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ ﴿٥٧

    Maaa ureedu minhum mir rizqinw wa maaa ureedu anyyut'imoon

    Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem.

  58. Juz 27 · sayfa 523

    إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ ﴿٥٨

    Innal laaha Huwar Razzaaqu Zul Quwwatil Mateen

    Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır.

  59. Juz 27 · sayfa 523

    فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًۭا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ ﴿٥٩

    Fa inna lillazeena zalamoo zanoobam misla zanoobi ashaabihim falaa yasta'jiloon

    Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler.

  60. Juz 27 · sayfa 523

    فَوَيْلٌۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ ﴿٦٠

    Fawailul lillazeena kafaroo miny yawmihimul lazee yoo'adoon

    Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere!