Sure 44

Ad-Dukhan الدخان

Duhan SuresiMekkî59 ayet
Hata Bildir
Hifd

Ezber oynatıcısı

Ayet ayet dinleyin, tekrar sayısını seçin ve belirli bir aralığı döngüye alın.

Ayet 1/ 59 · Mahmoud Khalil Al-Husary

Klavye: Boşluk oynat/duraklat · ← → önceki/sonraki ayet

0:000:00

Ad-Dukhan

Arapça metin: Osmanlı hattı (Tanzil onaylı), Al Quran Cloud aracılığıyla.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. Juz 25 · sayfa 496

    حمٓ ﴿١

    Haa Meeem

    Ha, Mim.

  2. Juz 25 · sayfa 496

    وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ ﴿٢

    Wal Kitaabil Mubeen

    Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.

  3. Juz 25 · sayfa 496

    إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ فِى لَيْلَةٍۢ مُّبَٰرَكَةٍ ۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ ﴿٣

    Innaaa anzalnaahu fee lailatim mubaarakah; innaa kunnaa munzireen

    Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.

  4. Juz 25 · sayfa 496

    فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ ﴿٤

    Feehaa yufraqu kullu amrin hakeem

    Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

  5. Juz 25 · sayfa 496

    أَمْرًۭا مِّنْ عِندِنَآ ۚ إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ ﴿٥

    Amram min 'indinaaa; innaa kunnaa mursileen

    Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

  6. Juz 25 · sayfa 496

    رَحْمَةًۭ مِّن رَّبِّكَ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ ﴿٦

    Rahmatam mir rabbik; innahoo Huwas Samee'ul 'Aleem

    Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

  7. Juz 25 · sayfa 496

    رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ ﴿٧

    Rabbis samaawaati wal ardi wa maa bainahumaa; in kuntum mooqineen

    Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

  8. Juz 25 · sayfa 496

    لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۖ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿٨

    Laaa ilaaha illaa Huwa yuhyee wa yumeetu Rabbukum wa Rabbu aabaaa'ikumul awwaleen

    O'ndan başka tanrı yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbidir.

  9. Juz 25 · sayfa 496

    بَلْ هُمْ فِى شَكٍّۢ يَلْعَبُونَ ﴿٩

    Bal hum fee shakkiny yal'aboon

    Ama inkarcılar, dirilmekten şüphededirler, bunu eğlenceye alırlar.

  10. Juz 25 · sayfa 496

    فَٱرْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍۢ مُّبِينٍۢ ﴿١٠

    Fartaqib Yawma taatis samaaa'u bidukhaanim mubeen

    Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.

  11. Juz 25 · sayfa 496

    يَغْشَى ٱلنَّاسَ ۖ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌۭ ﴿١١

    Yaghshan naasa haazaa 'azaabun aleem

    Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.

  12. Juz 25 · sayfa 496

    رَّبَّنَا ٱكْشِفْ عَنَّا ٱلْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ ﴿١٢

    Rabbanak shif 'annal 'azaaba innaa mu'minoon

    İnsanlar: "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır; doğrusu artık biz inananlarız" derler.

  13. Juz 25 · sayfa 496

    أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌۭ مُّبِينٌۭ ﴿١٣

    Annaa lahumuz zikraa wa qad jaaa'ahum Rasoolum mubeen

    Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.

  14. Juz 25 · sayfa 496

    ثُمَّ تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمٌۭ مَّجْنُونٌ ﴿١٤

    Summaa tawallaw 'anhu wa qaaloo mu'allamum majnoon

    Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.

  15. Juz 25 · sayfa 496

    إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلْعَذَابِ قَلِيلًا ۚ إِنَّكُمْ عَآئِدُونَ ﴿١٥

    Innaa kaashiful 'azaabi qaleelaa; innakum 'aaa'indoon

    Biz sizden azabı az bir süre için kaldıracağız, siz yine de eski inkarcılığınıza döneceksiniz.

  16. Juz 25 · sayfa 496

    يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ ﴿١٦

    Yawma nabtishul batsha tal kubraa innaa muntaqimoon

    Onları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız.

  17. Juz 25 · sayfa 496

    ۞ وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَآءَهُمْ رَسُولٌۭ كَرِيمٌ ﴿١٧

    Wa laqad fatannaa qablahum qawma Fir'awna wa jaaa'ahum Rasoolun kareem

    And olsun ki, onlardan önce, Firavun milletini denemiştik. Onlara gelen değerli bir peygamber demişti ki:

  18. Juz 25 · sayfa 496

    أَنْ أَدُّوٓا۟ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ ﴿١٨

    An addooo ilaiya 'ibaadal laahi innee lakum Rasoolun ameen

    "Ey Allah'ın kulları! Bana gelin, doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

  19. Juz 25 · sayfa 497

    وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ ﴿١٩

    Wa al laa ta'loo 'alal laahi innee aateekum bisultaanim mubeen

    "Allah'a karşı üstün gelmeye kalkışmayın; doğrusu ben size apaçık bir delil getirdim."

  20. Juz 25 · sayfa 497

    وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ ﴿٢٠

    Wa innee 'uztu bi Rabbee wa rabbikum an tarjumoon

    "Beni taşlamanızdan ötürü, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."

  21. Juz 25 · sayfa 497

    وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ ﴿٢١

    Wa il lam tu'minoo lee fa'taziloon

    "Bana inanmazsanız, başımdan çekilin."

  22. Juz 25 · sayfa 497

    فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌۭ مُّجْرِمُونَ ﴿٢٢

    Fada'aa rabbahooo anna haaa'ulaaa'i qawmum mujrimoon

    Bunlar, suçlu bir millet olduğu için, Rabbine yardım etmesi için yalvardı.

  23. Juz 25 · sayfa 497

    فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ ﴿٢٣

    Fa asri bi'ibaadee lailan innakum muttaba'oon

    Allah da şöyle buyurdu: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip olunacaksınız."

  24. Juz 25 · sayfa 497

    وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا ۖ إِنَّهُمْ جُندٌۭ مُّغْرَقُونَ ﴿٢٤

    Watrukil bahra rahwan innahum jundum mughraqoon

    "Denizi sakin iken geride bırak, doğrusu onlar suda boğulacak bir ordudur."

  25. Juz 25 · sayfa 497

    كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ ﴿٢٥

    Kam tarakoo min jannaatinw wa 'uyoon

    Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.

  26. Juz 25 · sayfa 497

    وَزُرُوعٍۢ وَمَقَامٍۢ كَرِيمٍۢ ﴿٢٦

    Wa zuroo'inw wa maqaa min kareem

    Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.

  27. Juz 25 · sayfa 497

    وَنَعْمَةٍۢ كَانُوا۟ فِيهَا فَٰكِهِينَ ﴿٢٧

    Wa na'matin kaanoo feehaa faakiheen

    Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.

  28. Juz 25 · sayfa 497

    كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ ﴿٢٨

    Kazaalika wa awrasnaahaa qawman aakhareen

    Bu böyledir; onları başka bir millete miras bıraktık.

  29. Juz 25 · sayfa 497

    فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ ﴿٢٩

    Famaa bakat 'alaihimus samaaa'u wal ardu wa maa kaanoo munzareen

    Gök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi, onlar erteye bırakılmamışlardı.

  30. Juz 25 · sayfa 497

    وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ ﴿٣٠

    Wa laqad najjainaa Baneee Israaa'eela minal'azaabil muheen

    And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık.

  31. Juz 25 · sayfa 497

    مِن فِرْعَوْنَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًۭا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ ﴿٣١

    Min Fir'awn; innahoo kaana 'aaliyam minal musrifeen

    And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık.

  32. Juz 25 · sayfa 497

    وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿٣٢

    Wa laqadikh tarnaahum 'alaa 'ilmin 'alal 'aalameen

    And olsun ki, onların durumunu bilerek dünyaların üzerinde seçkin kıldık.

  33. Juz 25 · sayfa 497

    وَءَاتَيْنَٰهُم مِّنَ ٱلْءَايَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤٌۭا۟ مُّبِينٌ ﴿٣٣

    Wa aatainaahum minal aayaati maa feehi balaaa'um mubeen

    Onlara, her birinde açıkça bir imtihan bulunan, mucizeler verdik.

  34. Juz 25 · sayfa 497

    إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ ﴿٣٤

    Inna haaa'ulaaa'i la yaqooloon

    Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.

  35. Juz 25 · sayfa 497

    إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ ﴿٣٥

    In hiya illaa mawtatunal oolaa wa maa nahnu bimun shareen

    Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.

  36. Juz 25 · sayfa 497

    فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿٣٦

    Faatoo bi aabaaa'inaaa inkuntum saadiqeen

    Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.

  37. Juz 25 · sayfa 497

    أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍۢ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ أَهْلَكْنَٰهُمْ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ ﴿٣٧

    Ahum khayrun am qawmu Tubba'inw wallazeena min qablihim; ahlaknaahum innahum kaanoo mujrimeen

    Bunlar mı daha üstün yoksa Tubba milleti ve onlardan öncekiler mi? Onları yok etmişizdir, çünkü onlar suçlu idiler.

  38. Juz 25 · sayfa 497

    وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ ﴿٣٨

    Wa maa khalaqnas samaawaati wal arda wa maa baina humaa laa'ibeen

    Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.

  39. Juz 25 · sayfa 497

    مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿٣٩

    Maa khalaqnaahumaaa illaa bilhaqqi wa laakinna aksarahum laa ya'lamoon

    Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler.

  40. Juz 25 · sayfa 498

    إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ ﴿٤٠

    Inna yawmal fasli meeqaatuhum ajma'een

    Doğrusu hüküm günü hepsinin bir arada bulunacağı gündür.

  41. Juz 25 · sayfa 498

    يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًۭى شَيْـًۭٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ ﴿٤١

    Yawma laa yughnee mawlan 'am mawlan shai'anw wa laa hum yunsaroon

    O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, yardım da görmezler.

  42. Juz 25 · sayfa 498

    إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ﴿٤٢

    Illaa mar rahimal laah' innahoo huwal 'azeezur raheem

    Yalnız, Allah'ın merhamet ettiği kimseler bunların dışındadır. O, şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.

  43. Juz 25 · sayfa 498

    إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ ﴿٤٣

    Inna shajarataz zaqqoom

    Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

  44. Juz 25 · sayfa 498

    طَعَامُ ٱلْأَثِيمِ ﴿٤٤

    Ta'aamul aseem

    Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

  45. Juz 25 · sayfa 498

    كَٱلْمُهْلِ يَغْلِى فِى ٱلْبُطُونِ ﴿٤٥

    Kalmuhli yaghlee filbutoon

    Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

  46. Juz 25 · sayfa 498

    كَغَلْىِ ٱلْحَمِيمِ ﴿٤٦

    Kaghalyil hameem

    Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

  47. Juz 25 · sayfa 498

    خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ ﴿٤٧

    Khuzoohu fa'tiloohu ilaa sawaaa'il Jaheem

    "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

  48. Juz 25 · sayfa 498

    ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوْقَ رَأْسِهِۦ مِنْ عَذَابِ ٱلْحَمِيمِ ﴿٤٨

    Summa subboo fawqa raasihee min 'azaabil hameem

    "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

  49. Juz 25 · sayfa 498

    ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ ﴿٤٩

    Zuq innaka antal 'azeezul kareem

    "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

  50. Juz 25 · sayfa 498

    إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ ﴿٥٠

    Inna haazaa maa kuntum bihee tamtaroon

    "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

  51. Juz 25 · sayfa 498

    إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍۢ ﴿٥١

    Innal muttaqeena fee maqaamin ameen

    Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

  52. Juz 25 · sayfa 498

    فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ ﴿٥٢

    Fee jannaatinw wa 'uyoon

    Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

  53. Juz 25 · sayfa 498

    يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍۢ وَإِسْتَبْرَقٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ ﴿٥٣

    Yalbasoona min sundusinw wa istbraqim mutaqaabileen

    İnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek karşılıklı otururlar.

  54. Juz 25 · sayfa 498

    كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍۢ ﴿٥٤

    Kazaalika wa zawwajnaahum bihoorin 'een

    Bu böyledir; onları iri siyah gözlü hurilerle eşlendiririz.

  55. Juz 25 · sayfa 498

    يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ ﴿٥٥

    Yad'oona feehaa bikulli faakihatin aamineen

    Orada, güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler.

  56. Juz 25 · sayfa 498

    لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ ۖ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ ﴿٥٦

    Laa yazooqoona feehal mawtaa illal mawtatal oolaa wa qaqaahum 'azaabal jaheem

    Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.

  57. Juz 25 · sayfa 498

    فَضْلًۭا مِّن رَّبِّكَ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ ﴿٥٧

    Fadlam mir rabbik; zaalika huwal fawzul 'azeem

    Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.

  58. Juz 25 · sayfa 498

    فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ ﴿٥٨

    Fa innamaa yassarnaahu bilisaanika la'allahum yatazakkaroon

    Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.

  59. Juz 25 · sayfa 498

    فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ ﴿٥٩

    Fartaqib innahum murta qiboon

    Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.